Lezzetine Doyulmaz Etimek Tatlısı

Malzemeler:

  • 10-12 tuzsuz etimek
  • 2 su bardağı toz şeker
  • 750 gr. süt
  • 3 tepeleme yemek kaşığı un
  • 2 paket vanilya
  • 2 su bardağı süt ( 750 gr’dan ayrıca )
  • 2 paket krem şanti
  • 2 su bardağı su
  • Hindistan cevizi

    Hazırlanışı:

    Etimekleri dikdörtgen bir borcama dizin. 2 su bardağı toz şekeri tencerede biraz yakın. 2 su bardağı Kaynar suyu tencereye ekleyin ve bu karışımı sıcakken etimeklerin üzerine dökün. 750 gr. sütü un ve vanilya ilavesiyle muhallebi gibi pişirin. etimeklerin üzerine sürün. 2 su bardağı sütle krem şanti hazırlayın, en üst kata da bu krem şantiyi sürün. Hindistan ceviziyle süsleyin.

Afiyet olsun

Çocuklarınızın Kilolarından Kurtulmalarını Sağlayabilirsiniz

Kilo fazlalığı ya da obezite yalnızca yetişkinleri tehdit etmiyor, bu sorunların merkezinde olan öncelikle çocuklar.

Araştırmalara göre, kilo fazlalığı ve obezite sorunu çocuklarımızı da tehdit edecek boyutlara ulaşmış durumda. Çocuklarımız neden aşırı kilolu veya şişman hale geliyor sorusunun cevabını “üç yanlış” ta aramak gerekiyor: Yanlış beslenme, yetersiz bedensel hareket, genetik eğilim. Çocuklarımızın bedensel fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri, aynı zamanda büyüme ve gelişmelerini sürdürebilmeleri için karbonhidrat, protein ve yağları dengeli bir şekilde ve ihtiyaçları kadar almaları gerekiyor. Ne karbonhidratlar (unlu ve tatlı besinler, sebzeler ve meyveler), ne proteinler (et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri), ne de yağlar (hayvansal ve bitkisel yağlar) çocuklarınızın ihtiyacı olan besin öğelerini tek başlarına içermezler. Çocukların sadece olanı korumak ve tamir etmek için değil, büyümek için de proteinlere, özellikle biyolojik değeri yüksek proteinlere ihtiyaçları vardır. Onlara günlük aktivitelerinin gerektirdiği enerjiyi karşılayacak kadar enerjiyi ve büyümelerini sürdürebilecek kadar proteini aynı anda içeren bir “besin planı” gerekiyor.

Çocukların enerji ihtiyaçları yaşlarına ve cinsiyetlerine göre değiştiğinden gerekli enerji ona göre karşılanmalıdır. Enerji ihtiyaçlarını karşılarken kalorileri abartılır ya da gereken bedensel aktiviteler çocuklarınızın fazla kilolu olmalarını kaçınılmazdır. Genetik bazı sorunların, bazı hastalıkların (tiroid bezi yetmezliği, böbrek üstü bezlerinin aşırı çalışması gibi) da çocuklarınızı şişmanlatması mümkündür.
Fazla Kilolardan Kurtulmalarını Sağlamak İçin:

İyi örnek olun: Çocuklarınınız yiyecek tercihlerini belirlerken sizi örnek almaktadır. Önce siz doğru ve dengeli beslenerek onlara yol gösterin.

Olumlu ve yapıcı davranın: Kilolu çocuklarınızı eleştirmeyin, motive edin. Öğretmeyin, fark ettirin. Doğru ve dengeli beslenmenin sağlıklı kalmaya yardım ettiğini hissettirin.

Fast food ürünlerinden kaçının: Sağlıklı besinleri satın almayı, lezzetli ve doğru pişirmeyi, keyifli yemek yemeyi zevkli bir uğraşı haline getiririn.

Birlikte yemek yiyin: Yemek sofralarına mutlaka onları da oturtun. Yemekleri uzun ve keyifli aile sohbetlerine dönüştürün. Yemek yemenin hem bir haz, hem de vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu farkettirin.

Porsiyonları küçültün: Daha küçük porsiyonları daha yavaş ve uzun uzun çiğneyerek tüketme alışkanlığı edinmelerine yardımcı olun. Yiyecek ve içecek seçimlerinde küçük porsiyonlara yöneltin.

Kahvaltıyı atlamayın: Gerekiyorsa biraz daha erken kalkarak kahvaltı hazırlamayı, onlarla birlikte kahvaltı yapayı, iyi bir kahvaltı ile çocuklarınızı güne zinde ve formda başlatmayı bir alışkanlık haline getirin. Kahvaltı yapmayan çocuklar daha kolay şişmanlıyor, daha zor öğreniyor ve ruh sağlıkları daha kolay bozuluyor.

Fiziksel aktiviteye yönlendirin: Onlarla birlikte yapabileceğiniz eğlenceli aktiviteler yaratın. Birlikte yürüyüş, bisiklet gezisi veya bahçede futbol oyunu planlayın. Kalıcı fiziksel aktivite alışkanlığı edinmeleri için tenise, yüzmeye, kayak veya top oyunlarına yönlendirin. Sporcu sorumluluğu edinmelerini sağlamaya çalışın.

Bazı cümleleri kullanmayın: Diyet yapmak, kalorileri saymak, her sabah veya akşam koşmak, tatlıları, tuzluları, dondurmaları yasaklamak, kekleri, pastaları, börekleri, çörekleri unutmak… Bu ve benzeri cümleleri kendinize yasaklayın.

Hiçbir kilo azaltıcı desteği kullandırmayın: Çocuklar için kullanımına müsaade edilen herhangi bir güvenli destek bulunmamaktadır. Reçeteli olarak kullanımına izin verilen ve kilo azaltmada kullanılan ilaçların 16 yaşından küçük çocuklarda kullanılması önerilmemektedir.

Okul beslenmesini takip altında alın: Okulda verilen yemeklerin, okul kantininden aldıkları atıştırmaların sağlıklı besinler olup olmadığını izlemeye çalışın. Okulda yeterince hareketli olup olmadıklarını rehber öğretmenlerden izleyin.

Çin Mantısı

Hamuru için malzemeler:

* 3 yumurta
* 1 çay bardağı su
* Yarım çay kaşığı tuz
* Aldığı kadar un

İç malzeme:

* Yarım kilo ıspanak
* 1 soğan
* Deniz tuzu, karabiber

Hazırlanışı:

Yumurta, su ve tuzu iyice karıştırın. Daha sonra yavaş yavaş unu ilave edin. Hamur, kulak memesi kıvamına gelene kadar iyice yoğurun. Sonra hamuru yarım saat dinlenmeye bırakın. İçi için, yarım kilo ıspanağı ince ince doğrayın. 1 adet soğanın suyuyla 3 dakika soteleyin. Tuz ve biber ekleyin. Daha sonra 2 bezeye ayırdığınız hamurun birini açın ve 7 cm’lik kareler halinde kesin. İçine soğumuş ıspanağı koyarak şekillendirin. Altına ve üstüne tereyağı sürüp, 180 dereceli fırında yarım saat pişirin.

Çiçek Falı Nedir? Nasıl Bakılır?

Pek çok insan çiçek falını papatya türü çiçeklerin yapraklarının birer birer kopartılmasıyla yapılan bir fal olarak bilir. Bu da masum bir faldır, ancak yapıldığı manasıyla asıl çiçek falında amaç kişiliğimizi yansıtan ve manevi gücümüzü temsil eden çiçek türünü bulmaktır.

Peki çiçek falını nasıl yapabiliriz?

Çiçek falına bakmak için iki farklı yöntem izlenebilir… İlk yöntemimiz burçlarda da yapıldığı gibi doğmuş olduğunuz aylara ve günlere göre bakılan çiçek falıdır. Her ay için farklı birer çiçek türü ve bu çiçek türlerinin de kendi içerisinde yorumlamaları vardır. Her ne kadar burçlar ile benzer olsa da bu fal yönteminde çiçek falı yorumları çok fazla değişikliğe uğramaz. Bu fala bakmak için doğduğunuz ayın hangi çiçeği temsil ettiğine bakınız ve ardından çiçeğinizin size yönelik yorumunu okuyun.

Çiçek falında kullanılan ikinci yöntemimiz ise sizin şu ana kadar görmüş olduğunuz çiçekler arasında en beğendiğiniz veya size karşı bir huzur duygusu kazandıran çiçeği öğrenmeniz ve o çiçeğin çiçek falındaki yorumlamasını öğrenmeniz gerekir. Örneğin sizin en sevdiğiniz çiçek beyaz gül ise herhangi bir kaynaktan çiçek falında beyaz gülün yorumunu bulup okuyun. Ardından evinize sevmiş olduğunuz o çiçek türünü bulup sürekli göz önünde tutabileceğiniz bir yere koyun.

Çekirdekli Ekmek

Katkı maddelerinin kullanımları artığından bu yana evde yapılan tariflere rağbet arttı. Artık ev hanımları, organik gıdalara, ev yapımı ürünlere daha fazla yöneldiler. Bunu düşünerek sizinle ev yapımı, leziz bir ekmek tarifi paylaşıyoruz.

Malzemeler:

  • 1 paket kuru maya
  • 1,5 su bardağı ılık su
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker
  • 2 yemek kaşığı ay çiçek yağı
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 çay bardağı ay çekirdeği içi
  • Aldığı kadar un

Hazırlanışı,

Ilık su, maya ve toz şekeri bir kabın içerisinde iyice karıştırıyoruz. Yoğurma kabına sıvıyağ, yarım çay bardağı ay çekirdeği içi, tuz ve mayalı karışımı ekliyoruz. Ele yapışmayacak kıvamda hamur elde edene kadar un ekleyip yoğuruyoruz. Hamurun üzerine nemli bez örtüp mayalanması için yarım saat beklemeye alıyoruz.

Ekmeği pişireceğimiz kalıbın içini yağlayıp hamuru kalıbın içine yerleştiriyoruz. Üzerini suyla hafifçe ıslattıktan sonra ekmeğin üzerine ay çekirdeği serpiyoruz. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında 30 dakika kadar pişiriyoruz.

Pişen ekmeği fırından çıkarıp oda ısısında ılımaya bırakıyoruz. Dilimleyerek servis yapabiliriz.

Afiyet olsun.

Pazartesi Sendromu mu? Hadi ama!

İnsanlarda bir pazartesi sendromudur almış başını gidiyor. Pazartesi sendromunu şöyle açıklayabiliriz:

Cuma – Sonunda hafta sonu geldi. Koskoca iki gün kafamı dinleyebilirim artık

Cumartesi – İşte en sevdiğim gün, koskoca bir gün yarın da tatil hem ooooooohhh

Pazar – Ne çabuk geçti iki gün yarında iş başı var neyse bugünün tadını çıkarayım bari

Pazartesi – Offfff yine başladık işe hafta sonu gelse de kafamı dinlesem. Kim çıkacak şimdi bu sıcak yataktan. Neyse beş dakika daha…

Kısaca bu ve bunun gibi durumlara “Pazartesi Sendromu” denir.

Genellikle çalışan kesimde görülen, “Pazartesi işe gitmek istemiyorum” şeklinde ortaya çıkan, okul çağı çocuklarında da “Pazartesi okula gitmek istemiyorum” olarak kendini gösteren bir ruh hali olarak tanımlayabileceğimiz bu “Pazartesi sendromu” nu her nasılsa ben pek hissetmiyorum.

Bende Pazartesi günleri daha çok “Hadi bakalım, işli işine, okullu okuluna, okulu olmayan da evde kafa dinlemeye!” şeklinde bir his yaratıyor.

Çocuklu hayata geçişle birlikte hafta sonlarının “tatil” anlamına geldiği günleri geride bıraktık. Pazar günlerinin biraz geç kalkma, yatakta keyif yapma, karı-koca sırnaşma, geç kahvaltı etme, belki sinemaya gitme, ya da bütün gün pijamalarınla kalıp evde gazete okuyup TV seyretme günü olduğu günler eskidendi. Şimdi Pazar günleri çocukların “Anneeaaah! nidalarıyla uyanmak, daha gözündeki çapağı temizleyemeden birinin altını değiştirip diğerinin oyuncağını bulmak, henüz tuvalete giremeden kahvaltıyı hazırlamak anlamına geliyor benim için.

Ve bu işin sadece başlangıç kısmı. İlerleyen saatlerde hava güzelse dışarı çıkmak tamam, ama eğer değilse evin içinde iki çocuğu oyalamak, kardeş kavgasında hakemlik yapmak, günde iki öğün yemek düşünmek (ya da kocaya düşündürtmek), bu sırada bastıran uyku isteğiyle mücadele etmek zorunda kalmak, koskoca Pazar gününü Pazar gazetesi okuyamadan (hatta gazeteyi bile alamadan) bitirmek kafamdaki “ideal” Pazar günü tablosuna pek de uymuyor.

Cumartesi gününün de pek bir farkı yok. Günün çoğunda çalışan bir koca, aradaki yaş farkı yüzünden bağ bahçe çayır gezmek dışında çocuklarını ortak bir paydada buluşturamayan, birini tiyatroya götürse diğerini ne yapacağını bilemeyen bir anneden ibaret Cumartesi günlerimiz.

Bunların üzerine bir de hafta içi çocuklarla vakit geçiremediği için hafta sonunun onlarla oynayarak, daha doğrusu oynadığını zannederek, ama onları kudurtarak, düzenlerini bozarak, evi dağıtarak, bana yardımcı olduğunu zannederken aslında üçüncü bir çocuk haline gelerek bir yük daha olan bir koca ekleyince ben Pazartesi gününü iple çekiyorum.

Pazartesi sabahı olup da, çocuklar (ya da en azından biri) okula, koca işe gidince, hele bir de öğlen olup diğeri de uykuya dalınca ben kendime acılısından bir Türk kahvesi yapıyorum.

Ondan sonra internetin başına geçip insanların Pazartesi gününe verip veriştirmelerini okuyorum.

Ve benim caaanım Pazartesi günümden ne istiyorlar, anlamıyorum.

2012 Gelin Makyajı Nasıl Olmalı?

Her genç kız kusursuz bir düğün hayal eder. Düğününün herkesin dilinde dolaşmasını ister. Kusursuz bir düğün, muhteşem bir gelinlik, doğal ve göz alıcı saçlar… Ama bir noktayı atlamamak lazım! Makyajınız her şeyi mahvedebileceği gibi mükemmel bir hale de getirebilir. İşte onu da vereceğimiz tüyolarla mükemmel hale getireceğinizden eminiz.

Her kadın muhteşem bir düğün ister. Aylarca hatta belki yıllarca beklediniz bugünü. Düğününüz kusursuz, gelinliğiniz harika ve saçlarınız da hem doğal hem şık. Geriye sadece makyajınız kalıyor. Onu da vereceğimiz tüyolarla mükemmel hale getireceğinizden eminiz.

Mutlaka önceden makyaj provası yaptırın. Ne istediğinizi en iyi siz bilirsiniz, ne istediğiniz konusunda kararlı olmalısınız, düğün sizin düğününüz.

  • Gelin makyajında dikkat edilmesi gereken nokta doğal bir görünüme sahip olmanız. Genelde kahverengi, mürdüm gibi klasik renkler tercih edilirken, 2012 trendi daha renkli makyajın ön plana çıkması üzerine kurulu.
  • Genellikle gözlerin ön plana çıkarılması tercih ediliyor ve bu durumda dudaklar daha doğal bırakılıyor. Ancak akıcı parlatıcılardan kaçının, mat rujlar en iyi tercih olacaktır.
  • Makyajınız mutlaka suya dayanıklı olmalı, malum biz kadınlar biraz duygusalız. Tabi bu da kullandığınız malzemelerin ne kadar kaliteli olduğuna bağlı.
  • Makyajınızı düğünün açık ya da kapalı ortamda yapılacak olmasına bağlı olarak değişecektir, bunu mutlaka göz önünde bulundurun.

 

Parfümünüzü Saklarken Bunlara Dikkat Edin!

Tonla para verip aldığımız parfümlerin daha uzun ömürlü olmaları ve korunmaları için dikkat etmemiz gereken birkaç püf noktası vardır. Bunları sizin için paylaştık…

Aldığımız parfümleri sakladığımız koşullar, uzun ömürlü olmaları ve kokularını daha iyi muhafaza etmeleri açısından belirleyicidir. Kokunun cildimizde kalma süresinde etkilidir.
Gün ışığı ve hava ile temas, parfümleri bozan oksidasyonu sağlayan faktörlerin başında gelir. Bu nedenlerden dolayı, parfüm şişesinin kapağı, kullandıktan sonra sıkı bir şekilde kapatılmalı ve parfümün gün ışığından korunması için tercihan kutusunda saklanmalıdır.

Parfümlerin buzdolabında saklanması parfümünün dengesini bozar ve kokusunda değişmelere neden olur. Parfüm ve eau de parfume’lerin buzdolabında saklanmamaları gereklidir. Eğer soğutulmuş ve tazeleyici bir ürün kullanmak istiyorsanız aftershave veya cologne formları almalısınız. Bu ürünler buzdolabında da saklanabilirler.

Bir parfümün cilde tatbik edilmesinden sonra kokunun kalıcılığı ortalama 3 saat kadardır. Yıkandıktan sonra, cilde nemlendirici yağlar sürülmüş ve daha sonra parfüm tatbik edilmişse süre uzar. Deniz seviyesinden yükseklere çıktıkça parfümün etkisini kaybetmesi hızlanır. Daha sıcak havalarda ve nemin yüksek olduğu durumlarda kalıcılık artar.

Parfümün saça ve saç diplerine uygulanması da yanlıştır. Saçın ve saç diplerinin yağlı ortamı, parfümün yapısını değiştirebilir ve kokuyu bozabilir. Ayrıca parfümünüzdeki alkol, saçlı derinizin kurumasına neden olabilir.

Parfümünüzün kalıcılığını ve etkinliğini arttırmak istiyorsanız, parfümünüzü nabız hissettiğiniz deri noktalarına, boyun, kulak arkası, bilekler, dirsek içi bölgelerine tatbik etmelisiniz.

Vizyondaki Yeni Filmler

Azrail’i Beklerken

‘Persepolis’ ile tanıdığımız Marjane Satrapi ve Vincent Paronnaud ikilisinin yeni filmi ‘Azraili Beklerken/Poulet Aux Prunes’, İstanbul Festivali’nde çıkmıştı Türkiyeli sinemaseverlerin huzuruna. Mathieu Amalric, Edouard Baer, Maria De Medeiros ile Golshifteh Farahani’nin rol aldığı yapım, büyük bir keman viztüozunun tarihi kemanı kırıldıktan sonra yaşadığı hayal kırıklığını ve Azrail’i bekleyişinin öyküsü. Film, Nasser’in canını almaya gelen Azrail’i bekleyişini sekiz günlük sürede başarısız okul günlerinden erkek kardeşiyle olan ilişkisine ve İran isimli çocukluk aşkına uzanan bir hikâyeyle anlatıyor.

 

Gizemli Kadın

Yine İstanbul Film Festivali’nde görme fırsatı bulduğumuz Pawel Pawlikowski imzalı ‘Gizemli Kadın/ La Femme du Veme’ hiç kuşku yok ki Ethan Hawke ve Kristin Scott Thomas’ın başını çektiği oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Amerikalı bir yazar olan Tom Ricks, kendisini terk eden karısını ve kızını geri kazanmak için Paris’e gider. Ama umduğunu bulamaz. Bu sırada pasaportunu ve parasını da kaptıran kahramanımız döküntü bir otele yerleşir ve karanlık işlerin döndüğü bir yerde gece bekçiliği yapmaya başlar. İşler bu kadar kötü giderken birden hayatına Margit adlı ‘gizemli’ bir kadının girmesiyle hayatı daha da altüst olacaktır.

Vejetaryen Lezzetler

Limak Otelleri aşçısı Halil Şef’ten vejetaryenlerin damaklarını süsleyecek, enfes “Portakallı kereviz” ve “Patlıcam manço” tarifi…

Portakallı kereviz

Malzemeler
1 adet kereviz
1 adet havuç
1 adet kabak
1 adet patates
1 yemek kaşığı zeytinyağı
¼ limon suyu
1 çay kaşığı tuz
Yarım çay kaşığı karabiber
1 çorba kaşığı zeytinyağı
Yarım portakal

Hazırlanışı
Kerevizleri derince soyup, temizleyin. Dörde bölünmüş kerevizleri kararmaması için limonlu suda bekletin. Havuç, patates ve kabağı küçük küçük doğrayarak, tencerede ısıtılmış zeytinyağının içine ilave edin ve sık sık karıştırarak kavurun. Kavrulan sebzelerin içerisine su ilave edin. Tuz ve karabiberi de ekleyerek 20 dk. pişirin. Pişen sebzelerin içine son olarak portakal dilimlerini de ekleyerek arzunuza göre soğuk ya da sıcak olarak servis yapın.

 

Patlıcan manço

Malzemeler

1 adet patlıcan
1 adet domates
1 adet dolma biber
1 tatlı kaşığı zeytinyağı
Bir miktar tuz, biber

Hazırlanışı
Patlıcanı tamamen soyup, istediğiniz şekilde doğrayın. Daha sonra domates ve dolmalık biberi de ince ince doğrayın ve beklemeye bırakın. Tencerede zeytinyağını ısıtıp, patlıcanları ilave edin ve 10 dk. pişirin. Biber ve domatesi de ilave ederek, patlıcanı yumuşayıncaya kadar pişirin. Baharatını da ilave ettikten sonra ocaktan alın. Soğuk veya sıcak servis edilebilirsiniz.