Kırışıklığa Karşı Kiraz Suyu

Küçükken kulaklarımıza küpe olarak taktığımız kirazı o güzel tadı ve bıraktığı geçmeyen lekeleriyle hatırlıyorum. Peki kirazın faydalarını merak ediyorsanız yazımıza bir göz atın.

İdrar söktürücü özelliği ile böbreklerin dostu olan yaz meyvesi kiraz, vücutta biriken zehirli maddelerin karaciğer ve böbrek yoluyla dışarıya atılmasını sağlıyor.

Bu sayede kiraz; ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığından, romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde kullanılıyor. Uzmanlar, kirazın diğer yararlarını ise şöyle sıralıyor:

Kirazın önemli özelliklerinden biri kabızlık giderici olması. Özellikle bayat yenilen yemeklerin, pastırma ve sucuk gibi gıdaların zararlarını önlüyor, aynı zamanda kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesini, yüzde oluşan sivilcelerin geçmesini sağlıyor.

Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesi, derideki birtakım kırışıklıkları önlüyor ve gideriyor. Karaciğerin dostu olan kiraz, hastalıklar sonucunda fazla ilaç tüketimi; nikotinin vücuttan atılamaması ve zehirlenmeler sonucu zorlanan karaciğerin yükünü hafifleterek iyileşmesine yardım ediyor. İçeriğindeki bol fosforla sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik veriyor.

30, 40 Yıl Saklanabilen Turşular

Turşu çoğu yemeğin yanında gidebilen enfes bir lezzet… Hatta tek başına bile mükemmel olabiliyor tabi doğal olduğu zaman. Turşunun bir diğer özelliği ise hemen hemen her şeyden yapılabiliyor ve neredeyse 100 yıla kadar saklanabiliyor. Nasıl mı?

123 yıllık Hacı Abdullah Lokantası Genel Müdürü Abdullah Korun Osmanlı mutfağında önemli bir yere sahip olan turşunun, hava almadığı takdirde 70-80-100 sene bozulmayacağını söyledi.

Sultan 2. Abdülhamit tarafından 1888 yılında kuruluş beratı verilen Hacı Abdullah Lokantası’nın Genel Müdürü Abdullah Korun, turşunun Osmanlı yemek kültüründe önemli bir yere sahip olduğunu, turşunun o günden bu yana yemek kültüründe bir gelenek olarak devam ettiğini belirtti.

Korun, lokantada müşterilere sundukları turşuyu kendilerinin yaptığını, turşunun malzemesinin de kalitesine önem verdiklerini kaydetti.
Turşunun bir tüketim süresinin olmadığını dile getiren Korun, “Öyle kompostolar, öyle konserveler var ki, 30-40 yıllıklar. Bizde 1972, 1976’da yapılmış konserveler, turşular var. Turşu, ağzı açılmadığı sürece, hava almadığı sürece 70-80-100 seneye kadar gidebiliyor” dedi.
Bütün meyve ve sebzelerden turşu yapılabildiğini söyleyen Korun, “Mükemmel de oluyor. Turşu, biber, salata, lahanadan ibaret bir yiyecek değil. Biz içine hiç asit koymuyoruz. Sadece sirke, şeker ilave ediyoruz.

Dışardan alıp yediğiniz turşularda, insanların dişleri kamaşıyor. Biraz da fazla kaçırdığınız zaman üstüne yemek yiyemiyorsunuz. Biz de böyle bir şey yok. Biz de tamamen doğal bir şekilde yapıldığı için, ne kadar yerseniz yiyin rahatsızlık vermiyor. Biz de çağla bademinden tutun da eriğe, elmaya, kayısıya kadar turşu
yapılıyor. Üzümden ve yumurtadan dahi turşu olabiliyor. Yeter ki yapmak isteyin.”

Saklama yöntemi ve yapımının püf noktaları
Korun, sıcak ortamda bırakılan turşunun tadının hemen değiştiğini, turşunun soğukta tutulması gerektiğini, konserveye göre dayanma gücünün daha az olduğunu söyledi.
Turşunun cam kavanozlarda yapılması gerektiğini vurgulayan Korun, “Ev hanımlarına özellikle, şu an en çok kullanılan lahana, salatalık, biber, patlıcan turşularının içine sadece sirke ve biraz şeker koyarak yapmalarını tavsiye ediyorum. Ayrıca içine biraz nohut atılırsa, rengi daha güzel sararır, daha güzel bir renk alır. Altın sarısı gibi bir renk alır. Böylelikle daha güzel bir lezzet elde edilir. Suyunun çok fazla koyulmaması gerekiyor. Sebze miktarının 2 katı kadar su koyulması lazım. O ölçüde koyulduğu zaman, tam kıvamında oluyor” diye
konuştu.

“Turşuya eskisi kadar önem ve değer verilmiyor”
Turşunun, mükemmel ve insan sağlığına faydalı bir yiyecek olduğunu aktaran Korun, şöyle konuştu:
“Ancak burada önemli olan turşunun ev yapımı olmasıdır. Osmanlı mutfağında önemli bir yere sahip olan turşuya eskisi kadar değer verilmiyor. Ev tipi yaptığımız turşularımız, sağlık açısından çok daha faydalı. Çünkü fabrikasyon olarak yapılan turşuların içinde değişik katkı maddesi var. Bu da insan sağlığına faydalı değildir. Osmanlı döneminde eğer bir ev hanımı, reçeli, turşuyu kendisi yapmayıp, çarşı pazardan alıp ev halkına ikram ediyorsa, o hanıma iyi gözle bakılmazdı. Mutlaka kadınların evde yapması arzu edilirdi. Maalesef şimdi ki hanımlar çalıştığı ve zamanları kalmadığı için evde turşu yapmıyorlar.

Turşuya eskisi kadar önem ve değer verilmiyor. Tabi ki en güzeli bir ev hanımının turşusunu, eriştesini, reçelini evde yapmasıdır.”

Sağlık için bol su için!

İnsan hayatı için su, havadan sonra gelen en önemli madde. Gıdasız haftalarca yaşayabilmemize karşın susuz ancak birkaç gün yaşayabiliyoruz. Su içme alışkanlığı edinmemiz pek çok açıdan mucize faydalar sağlıyor.

Günlük su tüketim miktarı yaşımıza ve cinsiyetimize göre değişiyor. Bu oran % 42 ile % 71 arasında değer alıyor. Çocukların vücutlarında su oranı fazla; ancak yaş ilerledikçe bu oran düşüyor ve yerini yağa bırakıyor. Yetişkin bir insanın vücudunun yaklaşık % 60’ını su oluşturuyor. Günde ortalama 10 bardak su kaybediyoruz ve kaybedilen bu miktarın yerine getirilmesi gerekiyor. bir günde tükettiğimiz 8 – 12 bardak su bu eksikliği gidermemiz için yeterli oluyor.

Suyun bu denli gerekli bir yaşam maddesi olmasına karşın yeterince önem addedilmediği ortada. Genel olarak su içme kültürüne sahip değiliz. Bu kültürü hem kendimiz hem de çocuklarımız için kazanmamız gerekiyor. yediklerimizi kolay sindirmemiz, hücrelerdeki emilimi ve taşınması; hücre, doku ve organ sistemlerinin çalışması; vücut ısısının dengelenmesi; zararlı maddelerin vücuttan atılması; eklem yerlerinin kayganlığının sağlanması ve saymakla bitmeyecek pek çok işleve yardımıdır bol su tüketimi. Bu sebeple sabah kalktığımızda ilk yapacağımız işlerin başında gelmeli iki bardak su içmek.

Kilo kontrolü için, yemekten önce su tüketin

Hepimizin malumu olduğu üzere su, kilo kontrolünde de oldukça etkili. Yemeklerden önce su içmemiz tokluk hissi verdiğinden fazla yememizi engelliyor. Çok acıkmadan yemek yemek ve çok doymadan sofradan kalkmak kilo kontrolü için son derece önemli, su bu alışkanlığı da edinmemize yardımcı oluyor. Su iştahı bastırarak vücutta depo edilmiş yağları kullanmamıza yardımcı oluyor.

Araştırmalar göstermiştir ki alınan su miktarı azalınca vücutta depolanan yağ miktarı artmaya başlamaktadır. Su, kilo kaybetmek ve bir daha almamak için ideal bir alternatiftir. Çoğu insanın suyun değerini önemsememesine rağmen sürekli kilo kaybı için öncelikli formül sudur. Kilolu bireylerin daha çok suya ihtiyacı vardır. Çünkü bu bireylerin metabolik yükleri fazladır. Yağların kullanılmasında suyun özel bir yeri olması nedeniyle kilolu bireyler suya çok daha fazla ihtiyaç duyarlar. Kilolu bir kişi her 12 kilo fazlası için bir bardak daha fazla su içmelidir. Eğer egzersiz yapılıyorsa ya da hava sıcak veya kuru ise yine tüketilen su miktarı artırılmalıdır. İdrarınızı yaptıktan sonra, kaybedilen sıvıyı yerine koymak için bir bardak su içmelisiniz. Soğuk suyun bedende daha çabuk yayılması ve kana daha hızlı karışması sebebiyle tercih edilmesi daha gerekli olduğu belirtiliyor.