Erkekler Neden Duygularını Saklarlar?

Erkekleri hep ağlamayan, duygusuz, umursamaz, sert olarak tanıdık ya da öyle tanıttılar. Meğer onlar duygusal, ince ruhlu varlıklarmış. Fakat nedense duygularını göstermekten ya da sertliklerinden taviz vermekten kaçınıyorlar. Neden mi?

Sanılanın aksine erkekler de kadınlar kadar duygusal ancak erkekler için duygusal olmak, bir tür zayıflık. Egolarını zedeleyen bu durum, kendi üzerlerinde hâkimiyeti kaybettikleri hissini verir ve paniklemelerine yol açar.

Erkekler bir kadına çok âşık bile olsa, sevgisini gizlemeyi tercih eder çünkü kadının eline koz vereceğini düşünür, bunun kendine karşı kullanılmasından çekinir. Reddedilmekten korktukları için konuşmayı geciktirirler, hiçbir şey umurlarında değilmiş gibi davranıyor olmalarının sebebi incinmekten korkmalarıdır.

Çok hevesli görünmek, çaresiz oldukları izlenimini vermek istemezler. Özellikle bizim toplumumuzda erkeğe biçilen rol bellidir ve her zaman sağlam, sert ve dik durmak zorunda gibi hissederler kendilerini. Oysa erkekler de ağlar.

Bir kadın terk edip giderek erkeği rahatça ezebilir, onu alt üst edebilir. Bunun yaşatacağı yıkımı kadınların bilmesini istemeyen erkekler, hayat devam ediyor biten bitti rolünü üstlenirler ama içlerinde fırtınalar kopar.

ÇAĞIMIZIN GİZLİ HASTALIĞI: DEPRESYON

Tek düze ve sorunsuz bir yaşam mümkün olamayacağından insanlar kimi zaman iç sıkıntısı ya da bunalma hallerine maruz kalabilirler. Bu problemler uzun ya da kısa süreli olabilir. Bunalma ve iç sıkıntısı hali kısa süre sonra atılabiliyorsa bu depresyon olarak tanımlanmaz. Depresyon daha uzun ve huzursuz bir ruh halidir. Birkaç temel belirtisi mevcuttur ve bu belirtiler baş gösterdiğinde gecikmeden tedavi etmek gerekir.

Depresyonda olma hali nasıl anlaşılır?

Eğer aşağıda sıraladığımız belirtiler sizde mevcutsa depresyonda olmanız muhtemeldir ve gecikmeden tedaviye baş vurmak gerekir:

  • Kişi kendini her zaman halsiz, güçsüz, bezgin hisseder, çabuk yorulur. Herhangi bir iş için kendinde güç ve istek bulamaz.
  • İştahsızdır, yemeklerden tat ve lezzet alamma ve kilo kaybı gözlenir. Bazı durumlarda ise aşırı yeme ortaya çıkar.
  • Uykuya geç dalma ya da zamansız uyuma gibi çeşitli uyku bozuklukları görülür. Uyuduktan sonra sık sık uyanma durumu görülür ve sabahları erkenden uyanabilir. Uyandığında uykusunu almış ve dinlenmiş hissetmez.
  • Şiddetli hallerinde ise ölüm düşüncesi ve ölmeyi isteme gibi hisler ortaya çıkar. Kimi zamansa aşırı sıkıntı nedeniyle gezme isteği uyandırabilir.

Depresyon halindeki ölüm düşüncesi:

Anksiyete bozukluklarında görülen sıkıntılı durumlarda kişi ölümü kurtuluş olarak görür. Depresyonda bu durum biraz faklıdır. Hareketlerde, düşünme akışında, karar verme ve konuşmada yavaşlık ortaya çıkar. Sürekli Kişide eğer intihar düşüncesi saptanır ise, ciddiye alınmalı ve sorgulanmalıdır.

Alışverişten Korunma Tüyoları

Dükkânlardaki indirimler hemen hemen bütün kadınların rüyalarına giriyordur. Ama siz yine de hazır küresel kriz de gelip kapıya dayanmışken, alışveriş yapmaya mola vermek istediniz. İyi güzel de, indirim zamanını yaşadığımız şu günlerde kendinizi çılgınca alışveriş yapmaktan nasıl korursunuz? İşte sizin gibi alışverişkolikler için alışveriş yapmama tüyoları…

Siz de her yıl indirim zamanını bekleyen alışveriş çılgınlarından mısınız? Bu nedenle ailenizle, kocanızla kavga mı ediyorsunuz?

Üzülmeyin artık bu alışkanlığınız için suçlayacak bir şey buldunuz. Ama o kadar kolay da sevinmeyin, çünkü bu çılgınlıktan korunmanın yolları da var…

Psikolog Tim Denison, indirim zamanlarında insanların, ‘fiyat’tan çok yapılan ‘indirim miktarı’ üzerinde durduklarını söylüyor. Yüzde 30, yüzde 50 gibi indirim oranlarıyla büyülendiğimizi söyleyen Denison, alışveriş anında almayı düşündüğümüz şeyin fiyatına değil, indirim oranına baktığımıza inanıyor. O şeyi olabileceğinden çok daha ucuza bulduğumuza ikna olmamız da bizi o nesneyi almaya itiyor. Denison’a göre indirim zamanlarında aşırı harcama yapmamızın bir diğer nedeni de tasarruf algımızın sapması. Eğer birşeyi istediğimize gerçekten ikna olursak, başka bir zaman yüzde 60 indirimde almayacağımız bir kazağı, yüzde 5 indirim fiyatıyla hiçbir suçluluk duymadan satın alabiliyoruz.

Denison, kadınların ve erkeklerin alışveriş yaparkenki düşünce biçimleri arasında farklılıklar bulunduğunu da belirtiyor. Örneğin kadınlar alışverişle geçen bir günün sonunda, ne kadar çok harcadıklarına değil, harcadıklarından ne kadar tasarruf ettiklerine bakıyor.

Davranışlar ve beyin arasındaki bağı inceleyen biliminsanı Martin Lindstrom, “Tüketici davranışlarının yüzde 90′ının bilinçsizce gerçekleştiğini” ifade ediyor.

Marketlerdeki “sınırlı sayıda” işaretleri, antik çağlardan kalma “kıtlık” korkumuzu canlandırarak o nesneyi almamıza neden oluyor. Etrafımızda koşuşturan diğer alışveriş çılgınlarının telaşı bizde “kıtlık” kaygısı yarattığından bilinçaltımız bize, onlara katılmamızı söylüyor. Koşuşturan kalabalık arasında canlanan rekabet duygumuz da cabası. İşte tüm bunlar, araştırmalarda indirim aylarında alışveriş yapan insanlarla, çatışma bölgelerine yaklaşan savaş pilotlarının stres düzeylerinin neden benzer çıktığını açıklıyor.

Öte yandan, davranışlar ve beyin arasındaki bağı inceleyen bilim adamı Martin Lindstrom, “Tüketici davranışlarının yüzde 90′ının bilinçsizce gerçekleştiğini” ifade ediyor. Almak istediğimiz bir şeyi görmek ve ona dokunmak, beynimizdeki eroine benzer bir etki yapan dopamin kimyasalını harekete geçiriyor. Beynimizin ‘uyuşması’ da bize böylece ‘alma’ izni veriyor.

Kaynak: e-güzellik

Mutluluğun Anahtarı Tecrübe

Yapılan araştırmaya göre; kişileri satın aldıkları eşyalardan çok edindikleri tecrübeler mutlu ediyor

Amerika’da Cornell Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre; kişileri
satın aldıkları eşyalardan çok edindikleri tecrübeler mutlu ediyor.

Araştırmacılar bu durumu “Kendinize yeni bir televizyon aldığınızda mutlu oluyorsunuz.

Sonra komşunun evinde çok daha büyük ve yüksek modelde bir televizyon olduğunu gördüğünüzde mutluluğunuz mutsuzluğa dönüşüyor.

Ama diyelim ki Karayip Adaları’na tatile gittiniz. Orada anılarınız
oldu. Bunlar sizlere özel anlar ve bu anları bir başkasının anıları ile
karşılaştırmanız mümkün değil” diye açıklıyor.

Kaynak: e-güzellik

Depresyonda Olan Kişiye Bunları Söylemeyin

Depresyondaki arkadaşınıza ya da sevdiğiniz birine yanlış bir şey söylemek kişinin kendini daha kötü hissetmesine neden olabilir.

Reader’s Digest dergisinde yer alan haberde, size depresyondaki kişiye söylemeniz ya da söylememeniz gereken sözlerden bazı örnekler sunuluyor:

Söylemeyin: “Birçok insan senden daha kötü durumda.” Bu doğru bile olsa, arkadaşınıza yardımcı olmayacağı için o anda bunu söylememelisiniz. Gereksiz yere kişiyi üzerseniz, kişinin psikolojik durumu daha kötü hale gelebilir.

Söyleyebilirsiniz: “Bu problemle baş ederken yalnız değilsin”.

Söylemeyin: “Hiç kimse hayatın bir eğlenceden oluştuğunu söylemedi” Bu arkadaşının duygularının dışa vurumu gibi algılanabilir.

Söyleyin: “Benim için önemlisin”

Söylemeyin: “Kendin için üzülmeyi bırakmalısın.” Arkadaşınız depresif duygularını nasıl durduracağını bilemez. Depresyon şeker ya da kalp hastalığı gibi fiziksel bir hastalıktır. Fakat, depresyondakiler bu durumu atlatmak için daha fazla uğraşırlar.

Söyleyin: “Sana yardım etmeme izin ver”

Söylemeyin: “Şimdi depresyondasın, her zaman böyle olmayacak ya?” tarzındaki sözler daha ciddi sorunlara yol açabilir.

Söyleyin: “Sen delirmiyorsun!”

Söylemeyin: “Bu senin kendi suçun” Hiç kimse depresyona girmeyi kendisi seçmez.

Söyleyin: “Bu süreçte seninle birlikteyim”

Söylemeyin: “Bana inan, ne hissettiğini biliyorum. Ben de bir kere günlerce depresyona girmiştim” Kendinizi üzgün ya da hüzünlü hissetmeniz depresyondan farklıdır.

Söyleyin: “Seni anlamak için elimden gelenin en iyisini yapacağım

Zaman Online

Bahar, Tükenmişlik Sendromunu Tetikliyor

Bahar yorgunluğu nedir? Neden oluşur? İşte ayrıntılar..

”Bahar yorgunluğu” adıyla bilinen mevsimsel ve geçici depresyon fark edilip gerekli önlemler alınmadığı takdirde, ağır rahatsızlıklara neden olabilen ”tükenmişlik sendromu”nu tetikliyor.

İklim değişikliğine bağlı olarak insanların duygu durumlarında değişiklikler olabileceğini bu zamanlarda bahar yorgunluğu olarak da bilinen geçici, mevsimsel depresyonlara rastlandığını belirten Bayındır Hastanesi Söğütözü İç Hastalıkları Uzm.Dr. Sertaç Yıldırım mevsimsel depresyonların, halsizlik, bitkinlik ve çöküntü hissi verdiğini vurguladı.

Yıldırım, yoğun çalışma temposu, ekonomik kriz, hava kirliliği gibi dıştan gelen nedenlere bağlı uzun süreli strese maruz kalınması durumunda, kişinin ”tükenmişlik sendromu” yaşayabileceğini belirterek ”Bahar depresyonları aniden gelir. Kişi, iyiyken birden kötü olur ama tükenmişlik sendromu, baharla birlikte tetiklenir. Kişi, mevsimsel geçişe kadar zoraki idare ediyordur. Baharla birlikte durumu daha da ağırlaşır. Bu durumda bahar yorgunluğu ile tükenmişlik sendromunu birbirine karıştırmamak gerekir” dedi.

Yıldırım, tükenmişlik sendromunun hafife alınmaması gerektiğine işaret ederek, tedavi uygulanmaması durumunda, panik atak, obsesif kompulsif bozukluk, huzursuzluk, gerginlik, iş yerinde performans düşüşü, aile içi ve toplumsal ilişkilerde bozulmalar ile psikosomatik rahatsızlıklar olan reflü, mide ülseri, vücutta döküntüler ve sindirim sistemi problemlerinin ortaya çıkabileceğini belirtti.

Bahar yorgunluğu nedir ?

Bahar yorgunluğu hemen herkesin mevsim değişikliğine vermiş olduğu fiziksel ve psikolojik belirtilere verilen bir tablodur. Bazı dönemlerde yeterli besin kaynaklarının alınamaması, B ve C vitaminlerin ve minerallerin eksik alınması, tiroid bezinin yetersiz çalışması, araya giren enfeksiyon hastalıkları, çay ve kahvenin aşırı tüketilmesi ve sigaranın kullanılması gibi durumlar bahar yorgunluğu belirtilerini aşikar hale getiren unsurlardır.

Neden oluşur?

Soğuk kış günlerini geride bırakıp havanın ısınması ile havadaki negatif yüklü iyonların artmasının insan biyoritmini olumsuz etkilediğini, insan organizmasının birden ısınması sonucunda adaptasyonu sağlamak için adrenalin ve kortizol gibi bazı hormonların salınımını arttırdığını belirten Yıldırım “İyi beslenilmemesi, yeterli vitamin ve minerallerin kullanılmaması, düzensiz uyku, kansızlık gibi durumlarda bu hormonal adaptasyon yetersiz kalmakta ve bahar yorgunluğu bulguları ortaya çıkmaktadır” dedi.

Yorgunluk hissi hangi hastalıkların belirtisi olabilir?

Yorgunluğun, vücudun fiziksel çalışmaya, psikolojik strese ve uykusuzluğa verdiği fizyolojik bir cevap olduğuna dikkat çeken Yıldırım, sürekli yorgunluğun fizyolojik bir cevap olabileceği gibi bazı hastalıkların ön belirtisi olabileceğini ifade etti. Yıldırım, “Bahar yorgunluğu belirtileri kronik yorgunluk sendromu, fibromiyalji, kansızlık ve bazı bağışıklık sistemi hastalıkları ile hipotiroidi gibi bazı endokrin hastalıkların belirtilerine benzerlik gösterebilir. Bu nedenle bahar yorgunluğu bulguları çok belirginse, uzun sürerse ve kişinin günlük aktivitelerini engelliyecek durumda ise altta yatan diğer hastalıklar araştırılmalıdır. Çünkü bahar yorgunluğunda kişi günlük aktivilerini yapmada zorlanmaz.” dedi.

Ne tür önlemler alınabilir?

* Düzenli vitamin ve mineralleri tüketin

* Mevsim meyve ve sebzelerini tercih edin

* Kısa ve sık dinlenme aralıkları ile çalışın

* Çalışma ortamını iyi havalandırın

* Sıvı tüketimine dikkat edin. Mümkünse günde 8-10 bardak su tüketin

* Çay, kahve gibi kafeinli içecekleri az kullanın

* Sigara içmeyin

* Düzenli egzersiz yapın

Ne zaman doktora başvurulmalıdır?

Bahar yorgunluğu belirtilerinin uzun sürmesi ve kişinin günlük aktivitelerini yapmasına engel olması durumunda buna sebep olabilecek diğer nedenlerin (kansızlık, enfeksiyonlar, tiroid hastalıkları, fibromiyalji, kronik yorgunluk sendromu, bağışıklık sistemi hastalıkları, psikolojik hastalıklar ve gerekirse tümöral hastalıklar) araştırılması gerekmektedir. Yıldırım bu araştırma ile bahar yorgunluğu bulgularını taklit eden ancak altta yatan başka bir hastalığın erken tanısının mümkün olabileceğini belirtti.

(AktüelPsikoloji)
06.05.2011 – 105

Başarılı Kadının Hastalığı!

Bir türlü geçmeyen ve gezici ağrılarınız mı var? Özellikle ruhsal gerilim yaşadığınız zamanlarda ağrılarınız alevleniyorsa bir nevi “stres romatizması” da dediğimiz “fibromyalji” akla gelmelidir. Gezici kas ağrılarına neden olan ve tedavide ağrı kesicilerin yanı sıra antidepresana da ihtiyaç duyulan fibro…myalji konusunda merak edilenleri Reem Nöroloji Merkezi’nden Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz anlattı.

Ruhsal gerilim sonrasında ortaya çıkan fibromyalji en genel anlamıyla, vücudun dışarıdan gelen stres kaynaklarını, mücadele amacıyla romatizmal sürece dönüştürüp rahatlama sağlamasıdır. Sürekliliği olan ve gezici ağrılar şeklinde kendini gösteren fibromyalji, özellikle stres durumlarında ortaya çıkıyor. Bu yönüyle maskeli depresyon ve somatizasyon bozukluğu ile çok karıştırılan stres romatizması, otonomik sistemi de olumsuz etkilediğinden mide ve bağırsak problemlerine de yol açabiliyor.

Fibromyalji Kadınları Vuruyor!

Migren ve panik atak gibi başarılı bayanların hastalığı olan fibromyalji, başarı konusunda tutkulu, mükemmeliyetçi ve titiz bayanlarda daha sık görülüyor ve sürekli nüksetmesi ile tedavi edilemeyen bir hastalıkmış imajı veriyor.

Ülkemizde yaklaşık 1,5 milyon fibromyalji hastası olduğunu vurgulayan Dr. Yavuz, bu hastalığın en önemli özelliğinin ilaçlarla tedavi edilmesine rağmen yeni stres durumlarında yeniden nüksedebilmesi olduğunu söyledi.

Fibromyaljide hastaların 10’da 9’unu kadınların oluşturduğunu belirten Dr. Yavuz hastaların bir kısmında da çocukluk dönemine ait fiziksel ya da cinsel taciz hikayesinin bulunduğunu belirtiyor.

Kalp Hastalıklarıyla Karıştırmayın!

Kas olan her yerde görülebilen fibromyaljinin en çok boyun, omuz, göğüs ve sırt bölgesinde ortaya çıktığını belirten Dr. Yavuz bu nedenle göğüs ağrılarının kalp hastalığı gibi algılandığının altını çizdi. Adale sertleşmesine bağlı olarak ağrılı bölge hareket ettirildiğinde kütürtü sesleri çıkabilen fibromyaljide uyku bozuklukları da sık görülür. Uyku dengesizliğinin olmadığı kişiler tedaviye daha iyi ve hızlı cevap verir.

Dr. Yavuz, ağrılı bir sendrom olmasına rağmen, sadece ağrı kesiciler ve adale gevşeticilerle düzeltilmesi mümkün olmayan fibromyaljide hastaya anksiyete giderici ya da antidepresan ilaçlar da verilmesi gerektiğini belirtti.

Fibromyalji Nasıl Tedavi Edilir?

Tanı konmadan önce birçok hastaneye başvuran ve çevresi tarafından ‘’hastalık hastası’’ olarak nitelendirilen fibromyalji hastaları öncelikle stresten uzaklaştırılmalıdır. Psikolojik destek ve ilaçlarla ya da stres unsurlarının ortadan kalkması ile hastanın düzelme sürecine girdiğini belirten Dr. Yavuz, tedavide Magnetoterapi, biofeedback, lokal fizik tedaviler, hipnoterapi, akupunktur, lokal enjeksiyonlar, kognitif davranış terapileri ve masaj kullanıldığını ancak en etkili unsurun stres faktörlerinin uzaklaştırılması olduğunu söyledi.

Nöroloji Uzmanı
Dr. Mehmet Yavuz

Stresten Nasıl Kurtuluruz!

Yüksek topuklarının üzerinde taşıdıkları vücuttan daha ağır olan işleriyle başa çıkmaya çalışan iş kadınlarının en büyük düşmanı stress. Çözümü, uzun uzadıya stresten kurtulma yöntemleri konulu kitaplarda değil, iş yoğunluğunuzun sırasında kaçırdığınız ayrıntılarda gizli.

Yüksek topuklarının üzerinde taşıdıkları vücuttan daha ağır olan işleriyle başa çıkmaya çalışan iş kadınlarının en büyük düşmanı stress. Çözümü, uzun uzadıya stresten kurtulma yöntemleri konulu kitaplarda değil, iş yoğunluğunuzun sırasında kaçırdığınız ayrıntılarda gizli.Stresten nasıl arınırım diyor, ancak işin içinden çıkamıyorsanız önerilerimiz tam size göre!

Ertelediğiniz her işin dönüşümü stress

Öncelikle bir organizatör gibi davranın. Ertelediğiniz işleriniz dahil, tüm işlerinizi listeleyin. Sizi en çok strese sokan işi, listenin en üstene yazarsanız, öncelikli olarak o işe odaklanır ve bitirdiğinizde büyük bir yükten kurtulursunuz. Derecesine göre listelediğiniz diğer işlerinize de en büyük stresinizden kurtulmuş olarak başlarsınız. Unutmayın, liste yapmak hem bir şeyleri atlamamanıza yardımcı olacak, hem de tik attığınız her iş bitiminde kendinizi daha başarılı hissetmenizi sağlayacaktır.

“Hayır” demeye alışın

Hayır demenin zorluklarını hepimiz biliyoruz. Özellikle de patronumuzun karşısındaysak. Ancak “hayır” deme tarzımızın da ne derece önemli olduğunu gayet iyi biliyoruz. Ses tonunuzla ya da kullandığınız ek cümlelerle “hayır”ınızı yumuşatabilir, aslında tahmin ettiğiniz kadar zor bir şey başarmadığınızı fark edebilirsiniz. Eğer bu tarzı yakalayamıyorsanız alternatif bir seçenek olarak “Bugün yapabilmem mümkün değil, ancak haftaya yapsam?” ya da “Bu işi çok iyi yapabilecek birini biliyorum” gibi olumlu önerilerde bulunabilirsiniz.

Dikkatinizi dağıtın, stresten arının

Kafanızı biraz işten kaldırın. Emin olun kendinize ayırmadığınız 10 dakika ile şirketinizi kurtaramazsınız. Aksine kendinize biraz zaman ayırıp stresinizden arınırsanız, çalışma saatlerinizi çok daha verimli geçirirsiniz.

Masanızdan kalkın, biraz dolaşın. Ya da internette yeni sezon çanta ve ayakkabılara göz atın. Belki de daha az yoğun olduğunuz vakitlerde kız arkadaşlarınızla akşam ne yapacağınıza dair e-mailleşmeleriniz sizi stresten uzaklaştıracaktır. Ya da belki biraz dedikodu :).

Limitlere dikkat

Geç saatlere kadar çalışmak, sizi patronunuzun gözbebeği yapmayacaktır. Vücut ve beyin için verimli çalışma saatleri gündüz saatleridir. Unutmayın, herkesin bir limiti vardır. Limitlerinizden emin olarak işlerinizi planlarsanız, geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalmazsınız. Her işin üstesinden gelir, hem de yorulmazsınız. Limitlerinizi aşıyor ve bundan şimdilik stres olarak geri bildirim alıyorsanız, vücudunuzun da bir süre sonra tepki vermeye başladığına şahit olacaksınız. Hem iş gücünüzden hem de sağlığınızdan olacaksınız.

Kıkırdayın

Kahkaha atmayı kim sevmez ki? Çok fazla stres altında olduğunuzu hissettiğiniz zamanlarda beklemeyin! Arkadaşlarınıza saçma sapan espriler yaparak kıkırdayın ya da youtube’a girip komik videolar izleyin, izletin. Siz gülerken arkadaşlarınızı da güldürecek ve sevilen bir kişi konumuna geleceksiniz. Ayrıca gülerken karın egzersizi de yapmış olduğunuzu biliyor muydunuz?

İşi işte bırakın

İş hayatınız, hayatınızın tamamını oluşturmamalı. Unutmayın, iş sadece para kazanmak için bir araçtır. İş hayatınız dışındaki yaşam alanınız, sahip olduğumuz gerçek hayatınızdır.

Eğer işleriniz planladığınız gibi gitmediyse ve de acilse sabah daha erken saatlerde iş yerinize gidip, çalışmaya başlayın. Ancak eve asla iş götürmeyin. Hayatınızı iş için sabote etmeye hakkınız yok!

Kaynak:www.caferuj.com

Çocuklarda ve Yetişkinlerde Tırnak Yeme Alışkanlığı

Tırnak yeme alışkanlığı fiziksel bir rahatsızlık olmaktan çok psikolojik bir rahatsızlık olarak kabul edilir. Tırnak yeme alışkanlığının altında mutlaka psikolojik bir sebep yatmaktadır. Genelde çok küçük yaşlarda başlayan bu alışkanlık ergenlik dönemine kadar olan süreçte çok fazla rastlanır. Ve eğer bu alışkanlığa neyin sebep olduğu bulunamazsa tırnak yemenin önüne geçilemez. Çünkü başlangıçta buna sebep olan durum ya da diğer bir deyişle sorun, ortadan kaldırılmazsa kişinin bu alışkanlığı bırakması için bir hiçbir geçerli sebep yoktur.

Genelde çocukluk döneminde başlayan bu alışkanlık sorunun kaynağı bulunmadığı sürece yetişkinlik döneminde de devam eder. Böyle bir alışkanlık estetik açıdan büyük bir sorun olduğu gibi sağlık açısından da büyük bir sorunu teşkil eder. Bunu geçici bir durum olarak görmek yerine ciddiye alıp, ciddi bir sağlık sorunu olarak kabul etmek önlenmesi için bir adım atılmış olması anlamına gelir. Tırnak yeme alışkanlığı sorunlu bir süreç yüzünden kaynaklanabildiği gibi kişilerin taklit etme ihtiyacı hissettiği durumlarda oluşabilir. Örneğin çocuk yaşlarda tırnak yemeye başlamış olan biri bunu bir yakınından görerek taklit etmiş olabilir . Her halikarda bu durumu bir davranış sorunu olarak kabul etmek önemli bir başlangıçtır. Eğer çözüm aranmassa kişi hayatı boyunca bu alışkanlığı sürdürür. Çözüm aranması özellikle önemli bir detaydır çünkü böyle bir alışkanlığın kendi kendine geçmesi oldukça güç ve nadir rastlanan bir durumdur.

Bu konuyla ilgili tedavi yöntemi ararken tırnak yeme alışkanlığına sahip olan kişiye bu konuda sert davranmak ve bu konuda tehditlerde bulunmak durumu daha kötü bir hale getirmekten başka birşeye çare olamaz. O yüzden kişiye yaklaşırken bu noktalarda da dikkatli olmak gerekir. Herhangi bir zorlama ya da tehdit durumu çok daha ileri boyutlara taşıyabilir. Çünkü bu gibi alışkanlık rahatsızlıklarında durumun ciddiye alınmayarak tehditkar bir yaklaşımda bulunulması alışkanlığın daha da ilerletilmesine kadar sebep olabilir. Bu konu da ki en etkili tedavi tırnak yeme alışkanlığı küçük yaşlarda başladıysa yine bu yaşlarda tedavisini sağlamaktır. İlerleyen yaşlarda böyle bir alışkanlığı durdurmak ne yazık ki oldukça güçtür.

ÇOCUKLARDA TIRNAK YEME

Tırnak yeme alışkanlığı gerçekten inanılmaz derecede küçük olan yaşlarda başlayabilmektedir. 5 aylık bir bebek dahi böyle bir psikolojik rahatsızlığa sahip olabilir. Ancak genelde böyle bir rahatsızlığın görülme yaşları 3 ve 4 yaş aralığındadır. Küçük çocukların bazı davranışları alışkanlık haline getirebilmesi için oldukça uygun bir yaş aralığı olan bu dönem gerçekten dikkat edilmesi gereken bir dönemdir. Tırnak yeme her ne kadar sadece estetik bir sorun olarak görülse de aslında durum çok daha kapsamlıdır.

Tırnak yeme sorununa başlangıç olabilecek bir çok sebep olabilir. Bu, çocuğun sıkıntılı bir ortamda bulunması, sorunlu bir aile ortamında büyümesi, güvensiz ve değersiz hissetmesi, gerilim ve kaygı duyguları gibi duygulara sahip olmasıyla açıklanabilir. Aynı zamanda taklit yoluyla da bu alışkanlığı edinmiş olabilir. Her ne şekilde olursa olsun böyle bir alışkanlığın tedavisinde en önemli nokta rahatsızlığa neyin sebep olduğunu bulmaktır. Eğer böyle bir alışkanlığa hangi sorunun neden olduğu bulunabilirse durumu tersine çevirmekte mümkün olabilir. Bu sorun aile içinde kaynaklanan bir durumdan dolayı gelişmişse sorunun çözülmesi halinde çocuğun alışkanlıktan vazgeçtiği görülür.

3 – 4 yaşında ki çocuklar tırnak eti ya da tırnağı dişiyle kopardıktan sonra yemez. Ama bazı yetişkinlerde bu koparılan tırnağın kemirilmeye devam ettiği ve hatta bazı durumlarda yutulduğu dahi görülmüştür. Tırnak içlerinin bakteri taşımak için uygun bir yer olduğu düşünülürse yutulması da sağlıklı bir davranış değildir.

Küçük yaşlarda bu alışkanlık dikkat çekerse bir süreliğine de olsa üstüne gitmektense görmemezlikten gelinmelidir. Çünkü dediğimiz gibi sorunlu bir dönemden geçiyorsa, ilgi çekmek adına bu davranışı gerçekleştiriyor ihtimalide vardır. Böyle bir davranışla ilgi çekemediğini anlayınca kendiliğinden bırakma ihtimalide oldukça yüksektir. Bu yüzden ailenin yani anne ve babanın da oldukça sakin olması ve ısrarcı olmaması gerekir.

Tırnak Yeme Alışkanlığı

Tırnak Yeme

Tırnak yeme alışkanlığı genelde çok küçük yaşlarda başlamaktadır. Bebeklerde 20 aylıkken başlayabileceği gibi 3-4 yaşlarında bir anda da başlayabilir. Tırnak yeme alışkanlığının olup olmayacağını kestirmek gibi bir şans yoktur ne yazık ki ama genelde aile içi sorunlar görülen ailelerde çocukların duruma verdikleri bir tepki olarak yaşandığı görülür.tınak yeme
tınak yeme Tırnak yeme alışkanlığının sebebi psikolojik olabileceği gibi taklit davranışı sonucunda oluştuğuda görülür. Bu küçük yaşlarda aile
içinde kendine örnek aldığı birini taklit etmesiyle yani etrafında olan büyüklerden birinin tırnak yeme alışkanlığını görmesi sonucunda başlar.
Belirli bir tedavisi ya da çözümü olmamakla beraber, bu konuda çocuğun üstüne fazla gidilmemelidir. Bu sefer durum tam tersine döner ve sadece durumu bir inat haline getirmek için tırnak yeme alışkanlığına devam eder. Kızmak ya da sürekli uyarmak yerine öncelikle bu davranışı edinmesine sebep olabilecek ev içinde ki sorun aranmalı ve çözülmeye çalışılmalıdır.tınak yeme
tınak yeme Tırnak yemesine sebep olan sorun çözülürse çocuğun bu alışkanlığıda tamamen ortadan kalkacaktır. Sevgisiz bir ortamda büyümesi, evin içinde gergin bir ortam olması, kaygı ve korku gibi sebepler tırnak yeme alışkanlığına sebep olabilir. Durum her şekilde yine de devam ederse, daha çok ilerlemeden profesyonel yardım almak en doğru karardır.

Tırnak Uzatma

Tırnak uzatmak bazılarımız için oldukça kolayken bazılarımız için malesef tam bir işkenceye dönebiliyor. Tam bütün tırnaklarımızı büyük bir dikkatle uzatmayı başarabilmişken bir anda sadece bir tırnağın kırılması bütün estetik görüntüyü tümden bozabiliyor. Dediğimiz gibi bazıları için tırnakların uzaması ve istedikleri görünüme gelmesi sadece 1 haftayı bulurken, bazıları içinse bu süre haftaları bulabiliyor. Burda iki durumunda ortak noktası sağlıklı tırnaklara sahip olmaktır. Sağlıklı ve güçlü tırnaklara sahip olan kişiler tırnak kırılması ya da tırnak uzatma süresinin çok uzun olması gibi sorunlarla karşılaşmazlar. Bu sorunlar sadece sağlıksız ve bakımsız tırnaklara sahip olan bayanların problemidir.
Tırnak uzatma problemi yaşayanlar sadece bunlar olmakla kalmayıp tırnek yeme alışkanlığına sahip olanlar da bu konuda oldukça başarısızdır. Genelde çocukluktan gelen bu alışkanlık zamanında çözülmesse ilerleyen yaşlarda bu alışkanlıktan kurtulmak çok daha zordur.
Tırnaklarınızın uzaması için daha sağlıklı ve bakımlı tırnaklara ihtiyacınız var . Beslenirken yanlış beslenmeniz ve bunun sonucunda birtakım vitaminlerden mahrum kalmanız sonucunda tırnaklarınız da bundan etkilenerek zaman içinde zayıflayabilir. Bu durumda tırnaklarınızın uzaması neredeyse imkansız bir hal alır çünkü tırnaklarınızın kırılması ne kadar zayıf olurlarsa o kadar kolay olacaktır. Tırnaklarınızın uzaması için piyasada bulunan kozmetik ürünlerinden yararlanabilirsiniz. Tırnaklarınızın güçlenmesini sağlayacak olan bu ürünler genelde renksiz güçlendirici ojelerdir. Bu en azından bir nebze daha güçlü olmalarına yardımcı olacaktır. Bunun yanısıra satın alabileceğiniz ürünler olduğu gibi evde kendi başınıza uygulayabileceğiniz bakım kürleride bulunur.
Evde uygulayabileceğiniz bakım önerileri :
1. Bir kaç damla limon suyu ile bir yemek kaşığı zeytinyağını bir kapta karıştırın. Daha sonra bu karışımı tırnaklarınıza sürerek yavaş yavaş masaj yapara uygulayın. Eğer mümkünse pamuklu bir eldiven giyerek bir gece bekletmeye çalışın. Bunu bir hafta boyunca iki üç kere tekrarlamalısınız.
2.Bir yemek kaşığı limon suyu ile bir tutam tuzu karıştırarak bir fırça yardımıyla tırnaklarınıza sürün. 20 dakika boyunca bekletip ellerinizi iyice durulayın.
Bu gibi küçük bakım önerilerini düzenli aralıklarla ve sıklıkla uygularsanız tırnaklarınızın daha güçlü olmasını sağlayarak kırılmadan uzamaları için yardımcı olmuş olursunuz.

Tırnak Bakımı

Sağlıklı ve güzel tırnaklara sahip olmak istiyorsanız tırnaklarınızın bakımına oldukça özen göstermektesiniz. Bu bakım sadece dışarıdan bir takım aletlerle tırnaklarınıza uygulayabileceğiniz bir bakımla sınırlı kalmamaktadır. Aynı zamanda beslenmenize de dikkat etmek zorundasınız. Çünkü sağlıksız ve düzensiz beslenme tırnaklarınızında zayıf ve güçsüz olmasına neden olur. Örneğin; A vitamini eksikliği yaşıyorsanız bu tırnaklarınızın kuru ve zayıf olmasına sebep olur. C vitamini eksikliğinde tırnaklarınızın yüzeyinde pürüzler oluşmasına, çinko eksikliği tırnak üzerinde beyaz noktalar oluşmasına, tırnağınızın çevresinde ki etlerin kızarması ise zayıf bir metabolizmaya sahip olduğunuzu gösterir. Bu vitamin eksikliklerini tamamlamak ve bu eksikliklerin oluşmasını önlemek tırnaklarınıza içten sağlanabilecek en iyi bakımdır. Ayrıca bu gibi önemli ayrıntılar sadece tırnak bakımınız için değil genel sağlığınız içinde ayrıca büyük önem taşır.
Tırnaklarınıza dışarıdan uygulayabileceğiniz bakıma gelince… Tırnak bakımı bayanların ekstra önem verdiği bir konudur. Beslenmelerini geliştirerek bu bakımı sağlamak yerine genelde dışarıdan yapılan bakıma ağırlık verdikleri söylenebilir bunun sebebide geçici olsa bile daha çabuk sonuç almalarıdır. Tırnak bakımı profesyonel kişiler tarafından gerçekleştirilebileceği gibi ( ki biz buna manikür ve pedikür diyoruz.) kendi kendinize evde de gerçekleştirebileceğiniz uygulamalardan oluşur. En azından her hafta belli bir kaç bakımı kendiniz yapabilmelisiniz. Böylece daha sağlıklı tırnaklara sahip olabilirsiniz. Her hafta uygulayabileceğiniz bakımların arasında; tırnaklarınızı törpülemek olabilir. Tırnaklarınızı her zaman aynı yöne doğru törpülemelisiniz böylece tırnağınızın soyulmasını önlemiş olursunuz. Her hafta tırnağınıza şekil vermek tırnak bakımı için ve tırnaklarınızın sağlıklı görünmesi için gereklidir. Ellerinizi ılık ve bırkaç damla limon damlatılmış bir suyun içinde beklettikten sonra törpünüzün ucuyla tırnak diplerinizde bulunan deriyi geriye doğru iktirmeniz tırnağınızın hava almasını sağlar. Tırnağınızın kenarında bulunan etleri kesmenizi tavsiye etmiyoruz çünkü bu işi profesyonellerin yapması her zaman için çok daha doğrudur. Kendiniz bu işlemleri uyguladıktan sonra tırnağınıza güçlendirici bir cila uygulayarak tırnaklarınızın kırılmasına bir ölçüde engel olabilir ve bu cila üzerine dilediğiniz renkte bir oje uygulayabilirsiniz. Çok fazla vaktinizi almayacak olan bu adımları haftada en az bir kere uygulamanız emin olun tırnak bakımınızda büyük farklılık yaratacaktır. Bütün bu işlemlerin sonunda ise uygulamayı unutmamanız gereken tek şey ellerinizi nemlendirmektir. Ellerinizi düzenli bir şekilde nemlendirici kullanarak nemlendirirseniz el ve tırnak bakımınız için gereken en sağlıklı uygulamayı yapmış olursunuz.

Protez Tırnak Fiyatları

Protez Tırnak ülkemizde de yavaş yavaş hakettiği yere gelmeye başlamıştır. Bayanlara inanılmaz estetik bir görünüm kazandıran bu protez tırnaklar hiç bir şekilde kırılma ve bozulma yaşatmadığı için günlük hayatımızda bize kolaylık sağlar. Ayrıca kendi tırnaklarınızdan hiçbir farkı olmayan protez tırnaklar sizi takma tırnakların rahatsız edebileceği yönde asla rahatsız etmez. Çünkü tırnak ucunuza takılması size sadece tırnağınızın oldukça kısa bir sürede uzamış olması hissini verecektir. Özellikle tırnaklarınızı yiyen biriyseniz ve uzun tırnak kullanmaya alışkın değilseniz mutlaka bir iki gün biraz farklı hissetmeniz mümkün ancak bunun protez tırnaklarının yarattığı bir durum olmadığını lütfen unutmayın. Belli bir süre sonra protez tırnaklarınıza alışacağınıza emin olabilirsiniz.
Protez tırnağın uygulanmasının sakıncalı olduğu birkaç durum olduğunu söyleyebiliriz. Eğer tırnağınızda herhangi bir mantar oluşumu, tırnak boşalması ya da sedef tarzında dermatolojik türde bir rahatsızlık bulunuyorsa protez tırnak yaptırmamanızı öneriyoruz. Ancak bunlardan herhangi birine sahip değilseniz her şekilde protez tırnak yaptırabilme şansına sahipsiniz.
Protez tırnak fiyatlarından bahsetmek gerekirse ne yazık ki her salon için geçerli bir fiyat olduğunu söyleyemeyiz. Her salonda farklı fiyat uygulamaları bulunduğu gibi seçeceğiniz tırnak ile de doğru orantılı fiyat farklılıkları bulunmaktadır. Akrilik tırnak fiyatı ya da jel ile uygulanan protez tırnak fiyatları arasında büyük farklılıklar olduğunu söyleyemeyiz çünkü hangi uygulamanın yapılacağına karar vermek protez tırnağı uygulayan kişiye kalmıştır. Yani bu tırnağınızın yapısına göre değişebiliyor. Yine de protez tırnak fiyatları hakkında genel bir fikir verebilmek adına birkaç salonun fiyat ortalamalarına baktığımızda fiyatların 100 ile 200 Lira arasında değişmekte olduğunu görüyoruz. French tırnak uygulaması isterseniz fiyatlarda belli bir artış yaşanabilir.
Bunlara ek olarak protez tırnakların eğlenceli ve farklı bir yanı da protez tırnaklarınızın üzerine her türlü süsleme ve şekillendirmenin yapılabilmesidir. Tırnaklarınızı değişik motifler ya da taşlarla süsleyebilecek olmanız protez tırnak uygulamasını çok daha çekici kılıyor. Protez tırnak fiyatları bu gibi ek uygulamalarla biraz daha artış gösterebilir. Ancak dediğimiz gibi uygulanan salondan salona faklılıklar olduğunu ve en sağlıklı şekilde uygulayan salonu bulmak adına geniş araştırmalar yapmanız gerektiğini unutmayın.

Tırnak Yemeyede Akrilik Tırnak

Akrilik Tırnak
Akrilik tırnak protez tırnak uygulamalarının seçeneklerinden biridir. Protez Tırnak yaptırmak isteyenler akrilik ya da jel yöntemle yapılabilen uygulamaları tercih etmektedir. Son yıllarda Avrupa ve Amerika’da bu kadar yaygın olmasının temel nedeni hanımlara oldukça fazla zaman kazandırması ve gerçek tırnaklarınızın yaklaşık 30 40 katı güçlü olduğu içinde kırılma ihtimali olmamasıdır. Hanımlara zaman kazandırması, hanımların tırnaklarını şekillendirmesi ve bakım yaptırması için manikür salonlarından kurtulması olarak yorumlanabilir. Sonuçta sadece 2.5 saatinizi alan bir işlem sonucunda her hafta olan manikür derdinden de kurtulmuş oluyorsunuz.
Akrilik sistemin uygulanma esaslarından biraz söz edelim. Akrilik sistemi ve ve dolayısıyla protez tırnak işlemini yaptırmayı düşündüğünüz salonların herşeyden önce bu işlem için gereken eğitime ve bilgiye sahip elemanlar çalıştırdığından emin olmalısınız çünkü protez tırnak uygulaması bilgi ve dikkat gerektiren ince bir iştir. Bu konuda eğitim almamış herhangi bir kimsenin bu uygulamayı gerçekleştirmesi mümkün değildir. Bu yüzden eğitim sertifikalarını görme konusunda baskıcı olabilirsiniz. Uygulama esaslarına dönecek olursak ; akrilik sistemde tırnağınızın ucuna takılan tırnak şeklinize uygun olan bir plastik tırnak dikkatle yapıştırılarak bir süre bekletildikten sonra tırnağınızın tamamı ince bir katla sınırlı olmak üzere akrilik malzeme ile doldurulur. Bu sayede tırnağınız takılan plastik tırnakla eş düzeye gelir. Bu işlemin sonrasında tırnak törpülenerek şekillendirilir. Ve bundan sonra istediğiniz oje rengini uygulamakta serbestsiniz.
Başlangıçta tırnaklarınızın french manikür olmasını istediğinizi belirtirseniz tırnak ucuna takılan plastik buna göre seçilecektir. 2 saat süren bu işlem sonrasında sürekli ve hiçbir etkiyle bozulmayan french tırnaklara sahip olabilirsiniz. Protez tırnaklarınızı akrilik sistem ile uyguladıktan sonra yaklaşık olarak 1 ay boyunca sorunsuz ve kusursuz kullanabilirsiniz. Ancak bu 1 ayın sonunda kendi tırnağınız doğal olarak uzayacağı için 1 saat süren kısa bir bakım sonrasında oluşan boşluğa dip dolgusu adı verilen bir işlem uygulanır. Ve bu bakım sonrasında aynı şekilde akrilik sistem kullanılarak uygulanmış olan protez tırnaklarınızı kullanmaya devam edebilirsiniz.

Tırnak Yemede Protez Tırnak

Protez tırnak ne yazık ki ülkemizde Amerika ya da Avrupa ülkelerine kıyasla çok gelişmemiştir. Bunun sebebi adını çok fazla duyuramaması ve bu zamana kadar protez tırnak uygulaması yapan yerlerde bu işlemi profesyonel kişilerin uygulamamasıdır.
Herşeyden önce protez tırnak nedir ? sorusunu açıklamak gerekirse; protez tırnak takma tırnaktan farklı olarak tırnak ucuna özel bir malzeme kullanılarak yapılan ek uzantılardır. Tırnak ucuna yapıştırılan bu tırnaklar iki farklı yolla uygulanır. Bu uygulamalardan biri akrilik sistem adı verilen akrilik malzeme kullanılan sistemdir. Bir diğeri ise genelde daha fazla tercih edilen jel sistemdir. Jel sistemin ana fikri ise tırnak ucuna takılan protez sonrasında tırnağınıza bir kaç kat jel malzeme ile doldurularak tırnağın şekillendirilmesidir. Protez tırnak işleminin takma tırnak işleminden farklı olmasının ve daha sağlıklı olmasının sebebi takma tırnak gibi tırnağınızın tümüne yapıştırılarak uygulanmamasıdır. Biliyorsunuz takma tırnaklar kendi tırnağınızın heryerini kapladığı için tırnağınızın hava alması ve doğal büyümesi engellenmiş olur. Bu yüzden protez tırnak uygulamaları yaygınlaştığından beri çok fazla tercih edildiğini söyleyemeyiz. Protez tırnak uygulamalarında ise böyle bir sorunla karşılaşma durumunuz yoktur. Bunun sebebi ise protez tırnak işleminin sadece tırnak ucunuza uygulanıyor olmasıdır. Böylece tırnağınızın doğal büyümesi ve hava alması engellenmemiş olur.
Protez tırnak işlemini tercih eden kişiler; tırnak yeme alışkanlığı olan, tırnaklarında renk ve şekil bozukluğu olan, ya da bunların dışında tırnağını uzatmak isteyen ancak kırılmalar yüzünden başaramayan en son olarakta sadece estetik olduğunu düşünerek manikür için harcadığı zamanı kurtarmak isteyen kişilerdir. Protez tırnak işlemi yaklaşık olarak 2-2.5 saat sürmektedir ve yaklaşık 1 ay sorunsuz kullanımı mümkündür. 1 ay sonunda kısa bir süre alan bir bakım yaptırmanız sonucunda da uzun süre kullanmaya devam edebilirsiniz.
Günümüzde protez tırnak işlemini yapan salon sayısı artmakta olup eğitimli elemanları sayesinde eskiye göre çok daha popüler olmaya başlamıştır.

Çocuğunuzun Uyuşturucu madde Kullandığını nasıl Anlarsınız?

Gençlerimizin davranışlarında gözle görülür değişimler varsa, tehlike çanları çalıyor demektir. İşte dikkat etmemiz gereken bir kaç nokta…

Uyuşturucuların kullanılması davranış değişikliklerinde ve bünyedeki emarelerde kendini gösterebilir. Bununla beraber bu işaretler kesin delil sayılmazlar. Uyuşturucunun kullanılmasında kesin delil olan bünye emaresi enjeksiyonda (bilhassa eroinde) görülür. Daha çok kol ve bacak damarları boyunca olmak üzere, bağımlının bütün vücudunda iğne izleri vardır. Bunlar sivrisineğin soktuğu yerlere benzer ve muhtemelen iltihaplıdır. Tabi iğne ile tedavi gören hastaların vücudunda da iğne izlerinin bulunduğu unutulmamalıdır.

Kullanılan uyuşturucunun cinsine ve kullanma şekline göre değişen aletler, zehir in alınışı ve çeşidi hakkında fikir verir. Vücuttaki emarelerin çokluğu bağımlılık ihtimalinin işareti ise de, uyuşturucu kullanılmasının kesin delilleri olarak kabul edilmemelidir, fakat uyanık olunmalı, olaylar dikkatle izlenmeli ve değerlendirilmelidir. Bunlar mesela, el titremesi, ter boşanması, uykusuzluk, huzursuzluk, sükunet ile sinirlilik hallerinin birbirini takip etmesi gibi işaretlerdir. Davranış değişiklikleri de uyuşturucu bağımlılığın işareti sayılır.

Gençlerde rastlanan ve göze çarpan bu ve benzeri haller, ergenlikle ilgili çok normal sebeplerde olabilir. Örneğin ergenlikte:

Okul başarılarındaki inişler ve yükselişler, Aile münasebetlerinden ayrı kalma, uzaklaşma, Ruh halinde değişiklikler, İlgi alanlarının sık sık değişmesi söz konusu olabilmektedir.

Bunlar tehlike işaretleridir :

Daha önce bizlerle olmaktan zevk alan, programlar yapan kızımız veya oğlumuz, bizden uzak durmaya başlamışsa, ilgi ve istekleri sıklıkla değişiyorsa, maymun iştahlı olmuşsa, daha önce eğitim konusunda verdiği kararı değiştirmişse, kararsızlıklar yaşıyorsa…

Ruhsal yönden içine kapandığını, aşırı sinirli olduğunu, alınganlaştığını, sonra tekrar normale döndüğünü fark ediyorsak.

Başarı oranı tamamen ve her derste düşmüş ise, arkadaşlarını çok sık değiştiriyorsa, eski arkadaşlarına sırt çeviriyor ve çevreyle ilişkilerden kaçıyor, işini yada okulunu bırakmak istiyorsa.

Hiçbir şeye ilgi duymuyor ve herkesten uzak kalıyorsa, geleceğe dönük hiçbir adım atmıyorsa.

Ani ve çabuk duygu değişimleri varsa, yemek yeme düzeninde bozukluk oluyorsa.

Yalan söylüyor ve evden ufak tefek şeyler kayboluyorsa.

Elbisesinde, yatağında ufak yanıklar ve yırtıklar oluşmuşsa, farklı yerlere gittiğine dair ipuçları varsa.

Tuvalette uzun süre kalıp, oradan rahatlamış olarak çıkıyorsa.

Odasında, üstünde pudraya benzer şeyler varsa bunlar bize bir problemin olduğunu düşündürmelidir. Ama bütün bunları, tek başına anne yada baba olarak halletmeye kalkışmamak, mutlaka bir uzmandan yardım almak gerekir.

Kaynak: Çocuk Sağlığı