Sedef Hastalığına Tabiat Ana Ne Diyor?

Kainatın eczanesinde , ya da Tabiat Ana’da, tıbbın çare bulmak için yıllardır çalıştığı sedef hastalığına yönelik neler var. Umutsuz olmayın, bazı doğal bitkiler ve bitki özleri, sedeften dolayı çaresizlik yaşayanlara çok şey anlatıyor. Özellikle sedef ve egzama gibi birçok insanın yaşadığı cilt sorunu için, klasik tıbbın yanında Tabiat Ana’mızın yeşil şifasına mutlaka bakmak lazım. 15 yılı aşkın zaman şifalı bitkilerle ilgileniyorum. Doğal yöntemle söz konusu hastalıklardan kurtulan birçok insan tanıdım. Özellikle cilt sorunları konusunda yıllardır bitki özleri formülleri üzerine emek harcıyoruz. Bitkilerde birçok hastalıkları giderecek bilginin saklı olduğunu bilmeliyiz. Bitkisel tedavi, 3 bin yıllık bir serüven. Tarih boyunca tüm uygarlıklar bu yöntemden yararlandı.

Kadınlar sedeften çok etkileniyor

Ciltte erozyonlar, artan kırmızılıklar, küçük yaralar ve çatlaklarla kendini belli eden bu rahatsızlıklara karşı, doğada büyüyen bitkiler, içinde çare saklanıyor. Erkekleri de bu hastalık manevi yönde çok etkiliyor ama estetik görünümü deforme ettiği için kadınlarda sedef tam bir depresyon ve içe kapanma nedeni. Egzamalı ve sedefli insanların çevresindeki insanlarla ilişkileri bu hastalıktan dolayı azalıyor. Oysa içe kapanma ile geçen günlerini doğadan yardım alarak geçirseler, şifalı bitki çözümleriyle biraz bile ilgilenseler, faydalarını görmekte gecikmeyecekler. Bazı bitkilerin yaprakları, uçucu yağların fonksiyonları sedefin önlenmesinde evrensel güçlere sahipler… Bu otlardaki aktif bileşenler, ciltteki hastalığı asimile edebiliyor ve sorunların ortadan kaldırılmasına yardımcı olabiliyor. Bakımlı görünüme geri dönmenizi sağlıyor. Organizma üzerinde belirgin iyileştirici etkiye sahip bitkiler içinde, bağışıklık sistemini düzenleyici özellikte olanlar, sedefin nedenlerini ortadan zamanla kaldırıyor.

Bitkilerle iyileştirici etki

Özellikle kış mevsiminde bu hastalık arttığı için, bu yazımı bu konuya ayırdım. Tamamlayıcı tedavi’ olarak evde bakım yoluyla edilen mücadele ile bu hastalığa karşı iyi sonuçlar almak mümkün. Bu yöntemle, süreç içinde deri bozuklukları ortadan kalkarak normalleşiyor. Sedef, içten uygulanan bitkisel bakımların yanı sıra, sorunlu cilde sürülen doğal kremler de kullanmayı gerektirir. Derideki lezyonları arındırıcı işlemlerle, belirgin bir iyileşme etkisi veren bir araç olarak bu doğal kremleri de ihmal etmemek lazım. Doğanın bünyesinde barındırdığı iyileştirici görevler, hastalığın etkilerini bertaraf etmekte yarar sağlıyor. Tüm cilt katmanlarında, iyileşmek için doğal metabolik süreçleri hızlandırıyor.

Genellikle dirseklerde, dizlerde, ellerde irili ufaklı yara benzeri belirtiler gösteren bu hastalığın nedeni bilinmiyor. Ancak vücudun bağışıklık sisteminin herhangi bir nedenden zarar görmesi, düzeninin bozulması, ani bir korku, acılı ve üzüntülü bir olayla karşılaşmak ve sinir sistemi rahatsızlıkları gibi nedenlerden bir kaçıyla sedef ortaya çıkabiliyor. Vücudun en iyi dostlarından biri olan çörekotu sedef hastalığında kullanılan otlardan sadece biri. Meyan kökü ve karabaş otu gibi bitkilere de dikkat çekiyorum.

Fakat aşırı stres, sigara, alkol ve fazla çay, kahve tüketiminde sedefli hastalar çok dikkatli olmalı. Bunların fazla kullanımı sedefli deriye olumsuz etki yapıyor. Huzursuz bir hayat tarzı genellikle sedefi körüklüyor . Kızartmalar ve turşular sedefli hastalarda kaşıntıyı artırdığı için riskli…

Kainatın eczanesi, tıbbın çare bulmak için yıllardır çalıştığı sedef hastalığında çok olumlu sonuçlar sağlıyor. Umutsuz olmayın, bazı doğal bitkiler ve bitki özleri ile iyileşmek mümkün. Bitkisel sağlıkta, Precelsus’un “Bütün dağlar, tepeler ve otlaklar birer eczanedir” sözünü daima anımsayalım.
Besininiz ilacınız, doğa dostunuz olsun!

Kırışıklığa Karşı Kiraz Suyu

Küçükken kulaklarımıza küpe olarak taktığımız kirazı o güzel tadı ve bıraktığı geçmeyen lekeleriyle hatırlıyorum. Peki kirazın faydalarını merak ediyorsanız yazımıza bir göz atın.

İdrar söktürücü özelliği ile böbreklerin dostu olan yaz meyvesi kiraz, vücutta biriken zehirli maddelerin karaciğer ve böbrek yoluyla dışarıya atılmasını sağlıyor.

Bu sayede kiraz; ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığından, romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde kullanılıyor. Uzmanlar, kirazın diğer yararlarını ise şöyle sıralıyor:

Kirazın önemli özelliklerinden biri kabızlık giderici olması. Özellikle bayat yenilen yemeklerin, pastırma ve sucuk gibi gıdaların zararlarını önlüyor, aynı zamanda kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesini, yüzde oluşan sivilcelerin geçmesini sağlıyor.

Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesi, derideki birtakım kırışıklıkları önlüyor ve gideriyor. Karaciğerin dostu olan kiraz, hastalıklar sonucunda fazla ilaç tüketimi; nikotinin vücuttan atılamaması ve zehirlenmeler sonucu zorlanan karaciğerin yükünü hafifleterek iyileşmesine yardım ediyor. İçeriğindeki bol fosforla sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik veriyor.

Erkekler Neden Duygularını Saklarlar?

Erkekleri hep ağlamayan, duygusuz, umursamaz, sert olarak tanıdık ya da öyle tanıttılar. Meğer onlar duygusal, ince ruhlu varlıklarmış. Fakat nedense duygularını göstermekten ya da sertliklerinden taviz vermekten kaçınıyorlar. Neden mi?

Sanılanın aksine erkekler de kadınlar kadar duygusal ancak erkekler için duygusal olmak, bir tür zayıflık. Egolarını zedeleyen bu durum, kendi üzerlerinde hâkimiyeti kaybettikleri hissini verir ve paniklemelerine yol açar.

Erkekler bir kadına çok âşık bile olsa, sevgisini gizlemeyi tercih eder çünkü kadının eline koz vereceğini düşünür, bunun kendine karşı kullanılmasından çekinir. Reddedilmekten korktukları için konuşmayı geciktirirler, hiçbir şey umurlarında değilmiş gibi davranıyor olmalarının sebebi incinmekten korkmalarıdır.

Çok hevesli görünmek, çaresiz oldukları izlenimini vermek istemezler. Özellikle bizim toplumumuzda erkeğe biçilen rol bellidir ve her zaman sağlam, sert ve dik durmak zorunda gibi hissederler kendilerini. Oysa erkekler de ağlar.

Bir kadın terk edip giderek erkeği rahatça ezebilir, onu alt üst edebilir. Bunun yaşatacağı yıkımı kadınların bilmesini istemeyen erkekler, hayat devam ediyor biten bitti rolünü üstlenirler ama içlerinde fırtınalar kopar.

Çocuklarınızın Kilolarından Kurtulmalarını Sağlayabilirsiniz

Kilo fazlalığı ya da obezite yalnızca yetişkinleri tehdit etmiyor, bu sorunların merkezinde olan öncelikle çocuklar.

Araştırmalara göre, kilo fazlalığı ve obezite sorunu çocuklarımızı da tehdit edecek boyutlara ulaşmış durumda. Çocuklarımız neden aşırı kilolu veya şişman hale geliyor sorusunun cevabını “üç yanlış” ta aramak gerekiyor: Yanlış beslenme, yetersiz bedensel hareket, genetik eğilim. Çocuklarımızın bedensel fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri, aynı zamanda büyüme ve gelişmelerini sürdürebilmeleri için karbonhidrat, protein ve yağları dengeli bir şekilde ve ihtiyaçları kadar almaları gerekiyor. Ne karbonhidratlar (unlu ve tatlı besinler, sebzeler ve meyveler), ne proteinler (et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri), ne de yağlar (hayvansal ve bitkisel yağlar) çocuklarınızın ihtiyacı olan besin öğelerini tek başlarına içermezler. Çocukların sadece olanı korumak ve tamir etmek için değil, büyümek için de proteinlere, özellikle biyolojik değeri yüksek proteinlere ihtiyaçları vardır. Onlara günlük aktivitelerinin gerektirdiği enerjiyi karşılayacak kadar enerjiyi ve büyümelerini sürdürebilecek kadar proteini aynı anda içeren bir “besin planı” gerekiyor.

Çocukların enerji ihtiyaçları yaşlarına ve cinsiyetlerine göre değiştiğinden gerekli enerji ona göre karşılanmalıdır. Enerji ihtiyaçlarını karşılarken kalorileri abartılır ya da gereken bedensel aktiviteler çocuklarınızın fazla kilolu olmalarını kaçınılmazdır. Genetik bazı sorunların, bazı hastalıkların (tiroid bezi yetmezliği, böbrek üstü bezlerinin aşırı çalışması gibi) da çocuklarınızı şişmanlatması mümkündür.
Fazla Kilolardan Kurtulmalarını Sağlamak İçin:

İyi örnek olun: Çocuklarınınız yiyecek tercihlerini belirlerken sizi örnek almaktadır. Önce siz doğru ve dengeli beslenerek onlara yol gösterin.

Olumlu ve yapıcı davranın: Kilolu çocuklarınızı eleştirmeyin, motive edin. Öğretmeyin, fark ettirin. Doğru ve dengeli beslenmenin sağlıklı kalmaya yardım ettiğini hissettirin.

Fast food ürünlerinden kaçının: Sağlıklı besinleri satın almayı, lezzetli ve doğru pişirmeyi, keyifli yemek yemeyi zevkli bir uğraşı haline getiririn.

Birlikte yemek yiyin: Yemek sofralarına mutlaka onları da oturtun. Yemekleri uzun ve keyifli aile sohbetlerine dönüştürün. Yemek yemenin hem bir haz, hem de vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu farkettirin.

Porsiyonları küçültün: Daha küçük porsiyonları daha yavaş ve uzun uzun çiğneyerek tüketme alışkanlığı edinmelerine yardımcı olun. Yiyecek ve içecek seçimlerinde küçük porsiyonlara yöneltin.

Kahvaltıyı atlamayın: Gerekiyorsa biraz daha erken kalkarak kahvaltı hazırlamayı, onlarla birlikte kahvaltı yapayı, iyi bir kahvaltı ile çocuklarınızı güne zinde ve formda başlatmayı bir alışkanlık haline getirin. Kahvaltı yapmayan çocuklar daha kolay şişmanlıyor, daha zor öğreniyor ve ruh sağlıkları daha kolay bozuluyor.

Fiziksel aktiviteye yönlendirin: Onlarla birlikte yapabileceğiniz eğlenceli aktiviteler yaratın. Birlikte yürüyüş, bisiklet gezisi veya bahçede futbol oyunu planlayın. Kalıcı fiziksel aktivite alışkanlığı edinmeleri için tenise, yüzmeye, kayak veya top oyunlarına yönlendirin. Sporcu sorumluluğu edinmelerini sağlamaya çalışın.

Bazı cümleleri kullanmayın: Diyet yapmak, kalorileri saymak, her sabah veya akşam koşmak, tatlıları, tuzluları, dondurmaları yasaklamak, kekleri, pastaları, börekleri, çörekleri unutmak… Bu ve benzeri cümleleri kendinize yasaklayın.

Hiçbir kilo azaltıcı desteği kullandırmayın: Çocuklar için kullanımına müsaade edilen herhangi bir güvenli destek bulunmamaktadır. Reçeteli olarak kullanımına izin verilen ve kilo azaltmada kullanılan ilaçların 16 yaşından küçük çocuklarda kullanılması önerilmemektedir.

Okul beslenmesini takip altında alın: Okulda verilen yemeklerin, okul kantininden aldıkları atıştırmaların sağlıklı besinler olup olmadığını izlemeye çalışın. Okulda yeterince hareketli olup olmadıklarını rehber öğretmenlerden izleyin.

Üzüm Mevsimindeyiz!

Üzümün en bol olduğu dönemdeyiz. Ara öğünlerde meyve olarak tükettiğiniz üzümün, tek başına bir eczane gibi olduğunu biliyor musunuz?

A, B1, B2, C vitamininin yanı sıra bünyesinde potasyum, magnezyum içeren üzümün insan sağlığı açısından tek başına bir eczane olduğu araştırmalarla da kanıtlandı. Üzümün yararlarının sayılamayacak kadar çok olduğunu dile getiren araştırmacılar, özellikle baş ağrısı ve kansere karşı üzümün koruyucu etkisi olduğunu da belirtiyorlar.

Üzümün faydaları saymakla bitmez…

-Üzüm bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

-Böbrek ve karaciğerin işlevini artırır, karaciğer hastalıkları ve kansızlığın tedavisinde etkilidir. Kanın temizlenmesine, vücutta yağların erimesine yardımcı olur.

-Vücutta biriken zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlar.

-Yağlı bileşiklerin kılcal birikmesini engelleyerek ve kanı sulandırarak kalp-damar sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur. İçerdiği resveratrol maddesi sayesinde kansere karşı vücudu korumakta görev alır. Vücudu virüslere karşı dirençli hale getirir. Kabuk ve çekirdekleri mideye zarar vermeden sindirimi hızlandırır, bağırsak sisteminin çalışmasını düzenler, bağırsak sancısını giderir.

-Hamilelikte veya bacaktaki şişliklerin giderilmesinde ekşi üzüm suyu lapası şiş uzuvlara sarılmalıdır.

-Sedeften kaynaklanan yaralara sürülerek şifa bulunur. İçerdiği besin, vitamin ve mineraller sayesinde güzellik iksiri ve zayıflama rejimlerinde kullanılır.

-Beynin enerji kaynağıdır.

-Cildin taze ve temiz bir görünüm almasını sağlar, alerji ve kireçlenmelerde iltihap oluşumunu engeller.

-Kuru üzüm ağız kokularını giderirken, akciğer hastalığına, asap bozukluğuna, unutkanlığa, kansızlığa, karaciğer zafiyetine, ses kısıklığına iyi gelir.

-Üzüm yaprağı suyu dizanteriye ve göz nezlesine karşı şifalıdır. Taze üzüm, anne sütünü çoğaltır. Böbrek hastalıklarına taze üzüm iyi gelir. Kansere karşı bol bol taze üzüm yenilmelidir.

-Tatlı üzüm cinsel gücü kuvvetlendirir. Taze üzümle kuru üzüm birlikte yenirse bağırsak hastalıklarına ve kolite iyi gelmektedir. Kara üzüm, kalp, karaciğer, dalak, mide ve sinir hastalıklarına şifa verir, kalbi kuvvetlendirir, nefes darlığına iyi gelir.

-Öksürüğü keser; balgamı giderir, ağız içi yaralarını iyileştirir.

-Vücudun aşırı derecede yorgunluğu ve bitkinliğinde kuru üzüm hoşafı içilmelidir.

-Kuru üzüm iç yağ ile dövülüp derin ve iltihaplı yaralar üzerine konursa, iltihabı dışarı çıkarır, siğillerin üzerine konursa eritir. Kuru üzüm el ayak titremesine ve sinir zafiyetine iyi gelir, ses kısıklığını giderir.

-Aşırı adet kanamasını önlemek için kuru üzüm yenilmelidir.

-Sarı üzüm sedef hastalığına iyi gelir.

-Diş ağrısına karşı üzümle sarımsak kaynatılıp gargara yapılmalıdır.

Beyninizi Zinde Tutun

30’lar, 40’lar, 50’ler.. Hangi yaşta olursanız olun, güçlü bir belleğe sahip olmak oldukça önemlidir. Bunu sağlamak için önemli püf noktalar ve uyulması gereken bir takım kurallar var. Harvard Tıp Okulu öğretim üyesi Dr. Aoron P. Nelson zinde bir beyne sahip olmanın temel noktalarını şöyle sıralıyor:

 

  • Hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği sorununu önleyin ya da kontrol altına alın. Kalbiniz için kötü olanın beyniniz için de kötü olacağını unutmayın.
  • Alkolü azaltın. Erkeklerin iki, kadınları bir ölçüden fazla alkol kullanmaları beyin hücrelerini tahrip ediyor.
  • İyi ve kaliteli bir uyku uyuyun. İyi bir uyku için 8 saat gerekir. Kaliteli uyku, beynin yeni öğrenilenleri pekiştirmesini sağlar. Öğrenilmiş bilgilerin pekiştirilmesinin uzun süreli belleğin en önemli desteği olduğu biliniyor.
  • Stresi iyi yönetin. Ölçülü ve kontrollü stres, dikkati yoğunlaştırmakta ve odaklanmayı artırmaktadır. Kontrolsüz, uzun süreli ve aşırı stres ise dikkat sürdürme kapasitesini yok etmekte, unutkanlığı tetiklemekte ve kortizol hormonunu yükselterek beynin bellekle alakalı bölümlerinde hasar oluşturmaktadır.
  • Yeni şeyler öğrenmeye devam edin. Her yeni bilgi ve beceri birer bellek egzersizidir. Yeni sporlar, hobiler, araştırma alanları, heyecanlı ve zevkli problemler, ezberlenen şiirler ve yeni dille beynimiz için en güçlü vitaminlerdir.
  • Tembelliği bırakın. Zihinsel faaliyetleri sakın sınırlamayın.
  • Her gün egzersiz yapın. Beynin yeni yetenekler kazanabilmesi beyin hücreleri arasında güçlü ve yoğun yeni bağlantılar oluşturulabilmesinin başlıca desteklerinden biri de düzenli egzersizlerdir.
  • Kullandığınız ilaçları yeniden gözden geçirin. Özellikle beyni etkileyen ilaçları doktor önerisi olmadan kullanmayın. Ayrıca reçetesiz satılan ilaçları rastgele yutmayın.
  • Vitaminlerden yararlanın. Özellikle E, C ve B vitamini aldığınızdan emin olun.
  • Hayata bağlı kalın. Hayatınıza önem katan bağları iyice sıkılaştırın. Huzurunuzu korumaya ve artırmaya çalışın.

 

Şeylerin Masumiyeti – Orhan Pamuk

Bu kitap özenle seçilmiş resim ve fotoğraflarla dolu. Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi’ndeki eşyalar üzerinden İstanbul’u ve kendi hayatını anlatmaya devam ediyor…

Eski İstanbul taksilerinden kalabalık aile fotoğraflarına, ev ev gezen terzilerden gazino-sinema çevrelerine, Boğaz ve yalı kültüründen çay içmeye ve kahvede oturup kâğıt oynama alışkanlıklarına uzanan kitap, aynı zamanda Pamuk’un on beş yılda kurduğu ilginç müzenin hem hikâyesi hem de kataloğu. Pamuk, Masumiyet Müzesi’nden yola çıkarak hazırladığı bu yaratıcı kitapta, eşyaların, manzaraların, gündelik hayatımızın tuhaf, göz kamaştırıcı ve sıradan ayrıntılarında yeni anlamlar keşfediyor. Masumiyet Müzesi’ni okuyanlar bu kitabı çok sevecek.

Güneşe Karşı Tedbir Alın

Yaz aylarının tadını çıkarırken, cildinizin zarar görmemesi için güneşe karşı tedbiri de elden bırakmayın. İşte size önlem için birkaç ufak öneri..

  • Güneş ışınlarının zararlı etkisinin en fazla olduğu 11.00 – 16.00 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçının ve bu saatler arasında uzun süre güneş altında kalmamaya çalışın.
  • Sıcak havalarda güneş yanıklarının yanı sıra sıcak çarpmasına da dikkat edin. Bol sıvı tüketin, haşlanmış sebze ve meyve tercih edin, yağlı gıdalardan ve alkolden kaçının.
  • Açık renkli, pamuklu ve bol giysiler tercih edin. Geniş kenarlı şapka takmaya özen gösterin.
  • Ultraviyole ışınlara karşı koruyucu gözlükler kullanın.
  • Güneşlenmeden veya güneşe çıkmadan önce, cilde mutlaka uygun koruyucu faktörlü güneş kremi sürün.
  • Vücut ısısının yükselmemesi için sıkça duş alın, bu mümkün değilse ayaklarınızı, ellerinizi, yüzünüzü ve ensenizi soğuk suyla ıslatın.
  • Kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulundurun, kafeinli içecekler yerine süt, meyve suyu, ıhlamur, kuşburnu gibi içecekleri tercih edin.
  • Yağlı besinlerden ve kızartmalardan kaçının, yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanmaya özen gösterin.
  • Her gün en az 2 – 3 litre su tüketin. Soğuk ve buzlu içeceklerden uzak durun.
  • Bebekleri, çocukları, engellileri ve hayvanları kapalı ve park halindeki araçlarda yalnız bırakmayın. Araçların iç ısıları klima açık olsa dahi kısa sürede yükselecektir.

Çilek Mevsimi Geldi

Pembe renkli, hoş kokulu bir meyve olan çilek oldukça besleyici ve faydalıdır. Bol miktarda demir ve fosfor içermektedir. Bununla birlikte C, B, K vitaminleri ve potasyum minerali açısından da zengindir.

Kan yapıcı, damarları genişletici ve kalp kasını güçlendirici bir besin olan çileğin 100 gramında yaklaşık olarak 59 gram C vitamini bulunmaktadır. Bu oldukça iyi bir orandır, çünkü günlük C vitamini ihtiyacımızın (75 miligram) büyük bölümünü karşılamaktadır. İçerdiği potasyum, kalp kasının güçlenmesine yardımcı olur; ancak böbrek hastaları için potasyumun fazlası zararlı olduğundan bu hastalar dikkatli tüketmelidir.

Çilek vücuda kuvvet verir, kolesterolü düşürür ve damar tıkanıklığını önler. Çok iyi bir antioksidan olan çilek bağışıklık sistemini güçlendirir, kansere karşı koruyucudur.

Sindirim sisteminin düzenli çalışması için oldukça faydalıdır. Bağırsak kurtlarını döker, idrar söktürür ve vücuttaki zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Kanın temizlenmesine yardımcı olur, diş etlerini güçlendirir ve ağız kokusunu giderir.

Sakinleştirici etkisi ile tansiyonu düşürür ve stresi azaltır. Ateşli hastalıklarda ateşin düşmesine yardımcı olur. Romatizma ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir. Cildi nemlendirir, tazelik ve güzellik verir.

En Sağlıklı Akım:Pilates

Pilates Nedir? Faydaları Nelerdir?

Pilates yirminci yüzyılın başlarında Joseph Hubert Pilates (1880-1967) tarafından geliştirilmiş fiziksel fitness sistemidir.Pilates,zihnin kaslar üzerindeki kullanımını desteklediği için ‘Contrology’ (Kontrol Bilimi) olarak adlandırılmıştır.
Pilates’de her bir egzersizin çok kez tekrarı yerine daha az sayıda, tam, kontrol ve belirli bir biçim içinde uygulanması tercih edilir.

Pilatesin 6 Prensibi
Konsantrasyon : Pilates yaparken hareketlere yoğunlaşmak,bedenin uyum içinde nasıl çalıştığına ve hangi kasların kullanılıp, hangilerinin kullanılmadığına dikkat etmek gerekir.
Kontrol : Pilates metodunda kontrol çok önemlidir. Kontrol için bedenin iyi dinlenmesi ve hareketlerin gösterildiği şekilde uygulanması, olası sakatlıkların önlenmesi gerekir.
Merkezleme : Pilates Metodu’nda ,doğru hareket sanatlarında olduğu gibi merkez, göbek, bel ve kalça çevresidir. İç organları ve omurgayı yerinde tutan kas sistemlerini içerir. Merkezleme, üst bedenin stabilitesini ve esnemeyi, uzamayı sağlar.
Akıcı Hareket : Hareketler acele edilmeden, her noktadan tek tek geçerek ama aynı zamanda hiç duraksamayarak yapılmalıdır.
Kesinlik : Hareketler belirsizce değil, hakkı verilerek tam yapılmalıdır. Hareket sekansları birbirleri içinde ve birbirleri arasında koordine olmalıdır.
Nefes : Nefes alıp verme, panik olmadan sırtın arkasına ve altına derin nefes alıp bütün nefesi tamamıyla dışarı üflemek yoluyla olmalıdır. Böylece, nefes tamamen boşaltılıp, kan temizlenmiş olur.

Pilatesin Faydaları Nelerdir?

-Pilates vücudunuzu içten dışa çalıştırır,bununla birlikte vücudunuzda kas dengesi,dayanıklılık,esneklik,kuvvetli omurlar sağlar.Omurunuzun güçlü ve esnek olmaması sizi olduğunuzdan yaşlı gösterir.
-Vücut duruşunu düzenler.
-Pilates zihninizi sakinleştirir,enerjinizi arttırır ve mutlu hissettirir.
-Pilates tek başına kilo vermeyi sağlamaz ancak vücudunuzu sıkılaştırır,ince ve sıkı bir görünüme sahip olmanızı sağlar.Kilo probleminiz var ise pilatesin yanına yürüyüş,koşu gibi aktiviteler ekleyerek kısa zamanda bu probleminizi aşabileceğinizi göreceksiniz.
-Nefes,pilatesin temel prensiplerinden olduğundan zamanla doğru nefes kavramına ulaşacaksınız,doğru nefes alımı tüm vücudunuzda pozitif etki yaratacak.
-Pilates,zamanla asıl duruşunu kaybeden omurgayı toparlar olması gereken duruşa ve uzunluğa getirir böylece kişi daha uzun görünür.
-Pilates,vücudun dayanıklılığını arttırdığından sakatlanmaları büyük ölçüde önler.
-Sırt ve bel ağrılarını giderir,oluşumunu engeller.