Oje nasıl sürülmeli?

Günlük hayatımızda renk renk, desen desen sürdüğümüz ve ellerimizi zarif, bakımlı ve güzel gösteren ojeleri sürerken dikkat etmemiz gereken noktalar var. İşte oje sürmenin püf noktaları!

Giydiğimiz kıyafetlere uyumu ve tarzımızı yansıtması açısından oje biz kadınlar için vazgeçilmezdir. Çeşit çeşit renkleri, parlak veya mat modelleri, üzerine yapılan desenler ile oje, tırnaklarımızı daha güzel gösteriyor. Gelelim seçilen ojenin doğru uygulanma şekline. Ojelere bayılsak bile sürmekten üşenir, hatta vazgeçebiliriz. Oje sürmenin inceliklerini öğrendiğiniz zaman bu süreç daha keyifli hale gelecek.

Ojelerinizin çabuk soyulmaması için sürme işleminden önce tırnaklarınızın temiz ve kremsiz olmasına özen gösterin.

Tırnak sağlığınız için de, ojeyi tırnak dibindeki ete sürmekten kaçının.

Bizler hep ojeyi dipten uca doğru sürüyoruz ama doğru olan ojeyi uçtan dibe doğru sürmektir. Ancak son işlem dipten uca doğru olmalıdır.

Kuruyan ojelerinizi soğuk suya tutmanız, daha uzun süre kullanabilmenizi sağlayacak.

Tırnak biçiminiz oje sürmede büyük önem taşıyor. Badem yapıdaki bir tırnak tipine sahipseniz, dip kısımları açıkta bırakın ve ojenizi daha çok yanlara doğru sürün.

Geniş görünümlü bir tırnağa sahipseniz, yanları açık bırakacak şekilde süreceğiniz oje, tırnaklarınızı daha zarif gösterecek.

Son olarak, uzun tırnaklılar koyu renk ojeleri, kısa tırnaklılar ise açık renk ojeleri tercih etmelidirler.

2012 Gelin Makyajı Nasıl Olmalı?

Her genç kız kusursuz bir düğün hayal eder. Düğününün herkesin dilinde dolaşmasını ister. Kusursuz bir düğün, muhteşem bir gelinlik, doğal ve göz alıcı saçlar… Ama bir noktayı atlamamak lazım! Makyajınız her şeyi mahvedebileceği gibi mükemmel bir hale de getirebilir. İşte onu da vereceğimiz tüyolarla mükemmel hale getireceğinizden eminiz.

Her kadın muhteşem bir düğün ister. Aylarca hatta belki yıllarca beklediniz bugünü. Düğününüz kusursuz, gelinliğiniz harika ve saçlarınız da hem doğal hem şık. Geriye sadece makyajınız kalıyor. Onu da vereceğimiz tüyolarla mükemmel hale getireceğinizden eminiz.

Mutlaka önceden makyaj provası yaptırın. Ne istediğinizi en iyi siz bilirsiniz, ne istediğiniz konusunda kararlı olmalısınız, düğün sizin düğününüz.

  • Gelin makyajında dikkat edilmesi gereken nokta doğal bir görünüme sahip olmanız. Genelde kahverengi, mürdüm gibi klasik renkler tercih edilirken, 2012 trendi daha renkli makyajın ön plana çıkması üzerine kurulu.
  • Genellikle gözlerin ön plana çıkarılması tercih ediliyor ve bu durumda dudaklar daha doğal bırakılıyor. Ancak akıcı parlatıcılardan kaçının, mat rujlar en iyi tercih olacaktır.
  • Makyajınız mutlaka suya dayanıklı olmalı, malum biz kadınlar biraz duygusalız. Tabi bu da kullandığınız malzemelerin ne kadar kaliteli olduğuna bağlı.
  • Makyajınızı düğünün açık ya da kapalı ortamda yapılacak olmasına bağlı olarak değişecektir, bunu mutlaka göz önünde bulundurun.

 

Parfümünüzü Saklarken Bunlara Dikkat Edin!

Tonla para verip aldığımız parfümlerin daha uzun ömürlü olmaları ve korunmaları için dikkat etmemiz gereken birkaç püf noktası vardır. Bunları sizin için paylaştık…

Aldığımız parfümleri sakladığımız koşullar, uzun ömürlü olmaları ve kokularını daha iyi muhafaza etmeleri açısından belirleyicidir. Kokunun cildimizde kalma süresinde etkilidir.
Gün ışığı ve hava ile temas, parfümleri bozan oksidasyonu sağlayan faktörlerin başında gelir. Bu nedenlerden dolayı, parfüm şişesinin kapağı, kullandıktan sonra sıkı bir şekilde kapatılmalı ve parfümün gün ışığından korunması için tercihan kutusunda saklanmalıdır.

Parfümlerin buzdolabında saklanması parfümünün dengesini bozar ve kokusunda değişmelere neden olur. Parfüm ve eau de parfume’lerin buzdolabında saklanmamaları gereklidir. Eğer soğutulmuş ve tazeleyici bir ürün kullanmak istiyorsanız aftershave veya cologne formları almalısınız. Bu ürünler buzdolabında da saklanabilirler.

Bir parfümün cilde tatbik edilmesinden sonra kokunun kalıcılığı ortalama 3 saat kadardır. Yıkandıktan sonra, cilde nemlendirici yağlar sürülmüş ve daha sonra parfüm tatbik edilmişse süre uzar. Deniz seviyesinden yükseklere çıktıkça parfümün etkisini kaybetmesi hızlanır. Daha sıcak havalarda ve nemin yüksek olduğu durumlarda kalıcılık artar.

Parfümün saça ve saç diplerine uygulanması da yanlıştır. Saçın ve saç diplerinin yağlı ortamı, parfümün yapısını değiştirebilir ve kokuyu bozabilir. Ayrıca parfümünüzdeki alkol, saçlı derinizin kurumasına neden olabilir.

Parfümünüzün kalıcılığını ve etkinliğini arttırmak istiyorsanız, parfümünüzü nabız hissettiğiniz deri noktalarına, boyun, kulak arkası, bilekler, dirsek içi bölgelerine tatbik etmelisiniz.

Göz altındaki mor halkalar

Göz altındaki mor halkalar sadece yaşlanmanın belirtisi değil aynı zamanda önemli sağlık sorunlarının da habercisi olabilir.

Göz altındaki mor halkalar 7’den 70’e her yaştan insanda görülebilir ve bazı hastalıkların habercisi de olabilir. Bu nedenle, sadece estetik bir sorun olarak algılanmayıp araştırılması gerekir.

Saman nezlesi

Gözlerde kaşıntıya yol açan hastalıklarda, derinin ovalanması ve kaşınması derinin rengini koyulaştırır. Saman nezlesi olanlarda, özellikle polen mevsiminde bu halkalar daha belirgindir. Bazı besin alerjileri de gözaltlarının koyulaşmasına neden olabilir.

Güneş

Esmer tenli insanlar bile yazın güneşe maruz kaldıklarında, gözlerin altındaki deride pigment artışı olabilir, çünkü güneş ışınları derideki hücrelerde melanin yapılmasını artırır. Melanin de deriye koyu bir renk verir.

Kalıtım

Varisli venler gibi, gözler altındaki koyu halkalar da kalıtsal bir özelliktir. Gözler altındaki deri çok incedir ve deri altındaki geniş damarlardan kan akarken deriye mavimsi bir renk verir. Deri ne kadar saydam ve açık ise bu halkalar da o kadar belirgin gözükür.

İlaçlar

Damarları genişletme özelliği olan bütün ilaçlar gözler altında mor halkalara neden olabilir. Gözler altındaki deri ince ve narin olduğundan, damarların genişlemesi ve kan akımındaki artış deriye koyuluk verir.

Beslenme

Beslenme bozukluklarında da gözler altında morarmalar oluşabilir.

Yorgunluk ve uykusuzluk

Uykusuzluk ve aşırı yorgunluk derinin solmasına, bu da derinin hemen altındaki damarların daha belirgin olarak görülmelerine, yani mor halkalara yol açar.

Gebelik ve adet dönemi

Gebelik sırasında ve adet dönemlerinde de deri daha solgundur. Böylece deri altında seyreden damarlar daha belirgin olarak görülür, deri koyulaşır.

Cilt Tipinize Göre Güneşlenin!

Sizin cildinize hangi güneş kremi uygun? Ya da nasıl ve hangi saatlerde güneşin zararlı ışınlarından korunabilirsiniz? Yazımızı okuyarak kendiniz için en uygun öneriyi uygulayabilirsiniz.

Kızıllar ve sarışınlar

Kızıl veya sarışın olanlarda, cilt kolayca ve acı verecek şekilde yanar. Ayrıca bu tür ciltler güneş altında korumasız kaldıklarında toksik bir melanin salgılayarak hücrelerini zehirler ve ciddi hastalıklara yol açabilir. Sabahları erkenden ve akşamları güneş batarken güneşlenmeyi tercih edin. Bu arada başınızdan ayaklarınıza kadar özenle kremlenmeyi ve kreminizi sık sık yenilemeyi unutmayın. Şemsiyelere dikkat edin, çünkü yeterince koruma sağlayamazlar. Ayrıca kumdan yansıyan güneş de sizin için tehlikeli olabilir. Dolaşırken pamuklu giysilerle sımsıkı örtünmeyi, güneş gözlüğü kullanmayı ve ensenizi de koruyacak geniş kenarlı bir şapka takmayı kesinlikle ihmal etmeyin. Güneş koruyucu ürünlerinizi seçerken en az 20 faktörlü bir koruyucu kullanın. Ancak SPF değeri 30’dan fazla olan koruyucuların da daha fazla koruma sağlamadığını unutmayın.

Kumrallar

Bronzlaşmanıza yardımcı olacak karoten içeren yiyecekleri (havuç, kavun, kayısı) planladığınız tatilin birkaç hafta öncesinden bol bol yiyin. Güneşin tepede olduğu 12.00-16.00 saatleri arasında kesinlikle gölgede kalmayın. Yüzünüz için her zaman yüksek koruma faktörlü ürün seçin. Çünkü cildiniz güneşin zararlı ışınlarından kolayca etkilenir, bu da uzun vadede kırışıklıklara neden olabilir. 20 koruma faktörlü ürünlerle güneşe karşı önleminizi alabilirsiniz.

Koyu kumrallar

En iyi strateji ilk günlerde 15 koruma faktörlü bir kremi iyice sürerek, saat 11.30’a kadar güneşlenmek. Güneş bulutların arkasında olduğunda bile korunmayı ihmal etmeyin, çünkü bulutlar güneşin zararlı ışınlarını süzemez. Yani siz güneşin olmadığını düşünseniz de ultraviyole ışınları yakmaya devam eder.

Esmerler

Kolayca dikkat çekici bronzluğa kavuşabilir ve bu bronzluğu uzun süre koruyabilirsiniz. Bu özelliklerinize rağmen ne yazık ki UV ışınları tamamıyla güvenilir değil. İnce kırışıklar, güneş çarpması gibi tehlikeler sizin için de geçerli. 15-20 koruma faktörlü ürünleri tercih edebilirsiniz. Siz de tüm cilt tipleri gibi 12.00-16.00 arası güneşe kesinlikle çıkmayın ve sık sık gölgeye geçerek cildinizin dinlenmesine fırsat tanıyın.

Cilt Bakımı Sırları

“Yirmili yaşlarda doğduğun cilde sahipsindir, otuzlu yaşlar gösterdiğin ve yaşadığın hayatın aynasıdır. Kırklı yaşlarda ise hak ettiğin cildi ve yüzü görürsün aynada.” Kozmetik dünyasında bu cümleler sıkça kullanılır ve gerçeklik payı oldukça yüksektir. Aynaya her baktığımızda mutlu ve canlı bir yüz görmek istiyorsak yirmili yaşlardan itibaren cildimize iyi bakmamız gerekiyor. Çözüm sadece en iyi kremi kullanmakta değil, sağlıklı yaşamak iyi bir cilde sahip olmanın altın kuralı.

Eğer yirmili, otuzlu yaşlarınızı spor yapmadan, uyku düzenine ve beslenmenize dikkat etmeden, sigara, alkol, yoğun gece hayatı gibi olumsuz etkilerle geçiyorsa, kırklı yaşlarda cildinize söz geçirmeniz oldukça zor. Bu sorunu aşmanız için size birkaç tavsiye:

 

  • Güneş ışınlarına fazla maruz kalmayın.
  • Günde en az 8 – 10 bardak su için.
  • Sigaradan ve sigara içilen ortamlardan uzak durun.
  • Alkol ve kafein tüketmekten kaçının.
  • Hayatınızdaki stres kaynaklarıyla mücadele etmeyi ve rahatlamayı öğrenin.
  • Düzenli egzersiz yapın.
  • Demir yönünden zengin besinler tüketmeye özen gösterin.
  • Güne kahvaltı yapmadan başlamayın.
  • Günde 1 – 2 fincan yeşil çay tüketin.
  • Uyku düzeninize önem gösterin. 6 – 8 saat arasında uyumanız cildinize iyi gelecektir.
  • Stresin yaşlanma üzerindeki etkisini hafife almayın, sakin zamanlar geçirmeye veya stresi azaltacak hobilere sahip olmaya çalışın.

Cildimizi Temizlemek İçin Doğal Yollar

Bazı ev yapımı çözümlere zaman zaman yönelmemizin sebebi pek çok insanın psikolojik olarak doğal olmayan her şeye bir çeşit alerjik durumları olmaları, tabiki bu durum ruh hallerine göre de değişkenlik gösterebiliyor zaman zaman!

Siz de eğer doğal bir yüz maskesine ihtiyaç duyarsanız yarım ölçü balı yine yarım ölçü portakal suyuyla karıştırıp yüzünüze sürün. Bal cildinizi yumuşatıp antibakteriyel özelliğiyle gözeneklerinizin temizlenmesine yardımcı olurken portakal suyundaki sitrik asit cildinizdeki fazla yağları temizler. Bize soracak olursanız “Alpha-H” Purifying Clay Mask bu iş için daha ideal ama dediğimiz gibi illaki evde yapacağım diyorsanız işte size bir çeşit alternatif.

Dudaklardaki çatlaklık sadece soğuk kış aylarına mahsus değildir, fazla güneş, vücuttaki su eksikliği gibi sebepleri de olabilir. Hemen vazeline atlamayın, uzun sureli vazelin dudaklarınızı daha da kurutur, bees wax içeren ürünleri tercih edin ve de haftada iki defa bir tatlı kaşığı zeytinyağını bir tatlı kaşığı şeker(mümkünse kahverengi iri taneli şeker) ile karıştırıp dudaklarınıza sürün ve çok yumuşak bir diş fırçasıyla dudaklarınızı hafifçe ovalayın. Bu dudaklardaki ölü deriyi atmanıza yardımcı olacaktır. Bunun üzerinede içerisinde bees wax olan bir dudak kremi sürün. Böylelikle pürüzsüz, doğal ve sağlıklı dudaklara sahip olursunuz.

Kıştan kalan koyu bir rujunuz varsa ve bahar geldi bu renk çok koyu diyorsanız bir tabakta bu rujunuzdan bir parca kesip dudak kreminiz ile ezip birbirine yedirin, ortaya çıkan karışımı (bu karışım daha açık renkli hale gelecektir) kapaklı boş bir kozmetik kutusuna koyun, böylelikle en sevdiğiniz renkte bir dudak kreminiz olmuş olacaktır.

Mükemmel Görünmenin Sırları

Yaklaşan yaz aylarında bütün bakışları üzerinize toplamak, kendinizi her zaman harika hissetmek istiyorsanız yazımız bir göz atın..

Kırışıklıkları gizleyen bronzlaştırıcı:

Nemlendiricinin üzerine kırışıklıkları gizleyen bronzlaştırıcı uygulayın. Böylece hem kırışıklıklarınızı gizleyecek hem de fondötene ihtiyaç duymayacaksınız.

Çarpıcı renkler:

Turuncu – pembe ya da kırmızı bir oje, nötr tonlardaki bir mayoya uygun oranda renk katmanın ve çarpıcı görünmenin en harika yolu.

Şeffaf dudak parlatıcısı:

Dudaklarda çarpıcı renkler, bu yaz şeffaf bir dokuya bürünüyor. Denemenizi öneririz.

Cilde ışıltı vermek için:

Yüzünüze ışıltılı ve canlı bir görünüm kazandırmak için kullandığınız bronzlaştırıcının üzerine pembe ya da şeftali tonlarında, cilde ışıltı parlaklık veren bir allık sürün. Sağlıklı bir görünüm elde etmek için, elmacık kemiklerinizi mat bir bronzan ile belirginleştirdikten sonra içinde simli taneler bulunan bir ürün kullanın.

Parlak saçlar:

Saça parlaklık kazandıran spreyler, içindeki silikon sayesinde saçlardaki elektriği kontrol altına alır. Her çantaya sığabilen bu pratik ürünler, ihtiyaç duyduğunuz her an saçlarınızın daha canlı ve hacimli görünmesini sağlayacaktır.

Mükemmel Saçlar İçin Argan Yağı

Yaşlanmayla birlikte saçlarımız da kurur ve elastikiyetini kaybeder. Saçlı derimiz zaman içerisinde giderek daha az sebum yağı üretir. Sebum yağı saçımızın doğal parlaklığını ve dokusunu kazanmasına yardımcı olur. Sebum yağının giderek azalması saçın incelmesine ve kalitesini yitirmesine yol açar. Saçınız her ne şekilde yaşlanırsa yaşlansın değişmeyen tek gerçek vardır. O da yaşlanan saçın daha fazla neme ihtiyacı olduğudur.

Argan yağının içinde bulunan E vitamini güçlü bir antioksidandır. Ve saça zaman içinde zarar veren serbest radikallerle savaşarak saçın zarar görmesini engeller. Aynı zamanda saçlı derideki kan dolaşımına da yardımcı olarak sağlıklı bir saç için gerekli bir koşulu daha yerine getirmiş olur. E vitamini epidermiste 6 ay boyunca depolanabilmektedir. Bu nedenle bir uygulamayla bile uzun süren bir etki elde edilmektedir.

Fas’taki Berber kabileleri Argan yağını saçlı deriye masaj yaparak uygulamışlardır. Argan yağının diğer tüm faydalarının yanı sıra, saçın devamlılığı ve güzelliğinin korunmasına sağladığı yarar bile başlı başına çok önemli bir etkidir. Argan Yağı ile saçlı deriye günlük olarak masaj yapmanın saç dökülmesini engellediği bilinmektedir. Yaşadığımız iklim içerisinde saçlarımız kirliliğe ve kimyasal şampuanlara maruz kalmaktadır. Sonuç olarak saçlarımız parlaklığını yitirir, donuklaşır, kırılgan ve kuru bir hale gelir.

Argan Yağı E vitamini içerir ve E vitamini de saçlı derinin ve saç kökünün beslenmesine yardımcı olur. Argan Yağıyla kuru kırılgan ve solgun saçlarınıza parlaklık ve canlılık kazandırabilirsiniz.

Argan Yağının Cilde Faydaları

Bu mucize yağ cildi çok hızlı bir sürede nemlendirir ve cilt hücrelerinin yenilenmesini sağlar. Pek çok bilimsel çalışma da bu gerçeği doğrulamıştır ve uzmanlar bu mucizevî yağın diğer faydalarını bulmak için yeni çalışmalar yapmayı sürdürmektedirler.

Faslı kadınlar yüzyıllar boyunca bu mucizevî yağı dudak ve cilt çatlaklarına ve kırışıklıklara masaj yaparak uygulamışlardır. Ancak Argan yağının en etkileyici özelliği yaşlanmayı önleyici (anti-aging) özelliğidir. Yağ cildin genç kalmasını sağlar ve kırışıklıkların da estetik ameliyata gerek kalmaksızın yok olmasına yardımcı olur. 70,2 mg E vitamini içerir. Bu miktar palmiye yağında 25,6 mg. zeytinyağında ise 7,1 mg. civarındadır.

Yaşlanmayı Geciktirici (Anti-Aging) Etkisi:

• Argan Yağı cildi yumuşatır, nemlendirir ve cildi kurumaya karşı korur.

• Gündüz ve gece kullanımıyla kuru ve nemli cilt arasında denge kurar.

• Geceleri tüm cilt tipleri için harika bir etki oluşturur. Uyku boyunca cildin yenilenmesini sağlar ve cildin yaşlanmasına karşı savaşır.

• Nemlendirici etkisi çok güçlüdür; cildi dışarıdan gelecek güneş, kötü hava, soğuk, çatlak ve gerginliklerin oluşumunu önleyerek erken yaşlanmanın önüne geçer.

Kahverengi Noktaların, Yüzdeki Sivilcelerin ve Boyun Çizgilerinin Giderilmesi:

Argan Yağı haftada 2-3 defa olmak üzere hafif bir masaj ile cilde yedirilerek uygulanmalıdır. Maksimum etkinin sağlanması için tercihen gece yatmadan önce uygulanmalıdır. Eğer sivilceniz varsa yatmadan önce yağı pamuklu bir çubukla da yüzünüze uygulayabilirsiniz. Argan Yağı mutlaka temiz bir cilde uygulanmalıdır. En iyi etkinin sağlanması için yağı uygulamadan önce buhar banyosu yapınız ya da en azından haftada bir kez, normal banyo yaptıktan sonra Argan yağını vücudunuza uygulayın ve rahatlayın. Sonucu çabucak göreceksiniz. Cildiniz daha pürüzsüz ve yumuşak olacak ve ipeksi bir his uyandıracak.

Selülit ve Çatlak İzleri:

Argan yağını mevcut güzellik kreminizle değiştirmeniz güzellik uzmanları tarafından da önerilmektedir. Çünkü Argan Yağı %100 doğal bir üründür. Ciltteki çatlakları önlemesi ve cilde tekrar elastikiyet kazandırması açısından çok faydalı bir üründür. Argan Yağı kullanımıyla birlikte pek de estetik olmayan bu çirkin izler silinir ve cildiniz elastikiyet kazanır.

Göğüs Bakımı İçin Mükemmel Bir Ürün:

Argan Yağı göğüs ve göğüs bölgesi bakımı için mükemmel bir üründür. Göğüslerin forma girmiş, daha sıkı ve nemli bir hale gelmesine yardımcı olacaktır.