30, 40 Yıl Saklanabilen Turşular

Turşu çoğu yemeğin yanında gidebilen enfes bir lezzet… Hatta tek başına bile mükemmel olabiliyor tabi doğal olduğu zaman. Turşunun bir diğer özelliği ise hemen hemen her şeyden yapılabiliyor ve neredeyse 100 yıla kadar saklanabiliyor. Nasıl mı?

123 yıllık Hacı Abdullah Lokantası Genel Müdürü Abdullah Korun Osmanlı mutfağında önemli bir yere sahip olan turşunun, hava almadığı takdirde 70-80-100 sene bozulmayacağını söyledi.

Sultan 2. Abdülhamit tarafından 1888 yılında kuruluş beratı verilen Hacı Abdullah Lokantası’nın Genel Müdürü Abdullah Korun, turşunun Osmanlı yemek kültüründe önemli bir yere sahip olduğunu, turşunun o günden bu yana yemek kültüründe bir gelenek olarak devam ettiğini belirtti.

Korun, lokantada müşterilere sundukları turşuyu kendilerinin yaptığını, turşunun malzemesinin de kalitesine önem verdiklerini kaydetti.
Turşunun bir tüketim süresinin olmadığını dile getiren Korun, “Öyle kompostolar, öyle konserveler var ki, 30-40 yıllıklar. Bizde 1972, 1976’da yapılmış konserveler, turşular var. Turşu, ağzı açılmadığı sürece, hava almadığı sürece 70-80-100 seneye kadar gidebiliyor” dedi.
Bütün meyve ve sebzelerden turşu yapılabildiğini söyleyen Korun, “Mükemmel de oluyor. Turşu, biber, salata, lahanadan ibaret bir yiyecek değil. Biz içine hiç asit koymuyoruz. Sadece sirke, şeker ilave ediyoruz.

Dışardan alıp yediğiniz turşularda, insanların dişleri kamaşıyor. Biraz da fazla kaçırdığınız zaman üstüne yemek yiyemiyorsunuz. Biz de böyle bir şey yok. Biz de tamamen doğal bir şekilde yapıldığı için, ne kadar yerseniz yiyin rahatsızlık vermiyor. Biz de çağla bademinden tutun da eriğe, elmaya, kayısıya kadar turşu
yapılıyor. Üzümden ve yumurtadan dahi turşu olabiliyor. Yeter ki yapmak isteyin.”

Saklama yöntemi ve yapımının püf noktaları
Korun, sıcak ortamda bırakılan turşunun tadının hemen değiştiğini, turşunun soğukta tutulması gerektiğini, konserveye göre dayanma gücünün daha az olduğunu söyledi.
Turşunun cam kavanozlarda yapılması gerektiğini vurgulayan Korun, “Ev hanımlarına özellikle, şu an en çok kullanılan lahana, salatalık, biber, patlıcan turşularının içine sadece sirke ve biraz şeker koyarak yapmalarını tavsiye ediyorum. Ayrıca içine biraz nohut atılırsa, rengi daha güzel sararır, daha güzel bir renk alır. Altın sarısı gibi bir renk alır. Böylelikle daha güzel bir lezzet elde edilir. Suyunun çok fazla koyulmaması gerekiyor. Sebze miktarının 2 katı kadar su koyulması lazım. O ölçüde koyulduğu zaman, tam kıvamında oluyor” diye
konuştu.

“Turşuya eskisi kadar önem ve değer verilmiyor”
Turşunun, mükemmel ve insan sağlığına faydalı bir yiyecek olduğunu aktaran Korun, şöyle konuştu:
“Ancak burada önemli olan turşunun ev yapımı olmasıdır. Osmanlı mutfağında önemli bir yere sahip olan turşuya eskisi kadar değer verilmiyor. Ev tipi yaptığımız turşularımız, sağlık açısından çok daha faydalı. Çünkü fabrikasyon olarak yapılan turşuların içinde değişik katkı maddesi var. Bu da insan sağlığına faydalı değildir. Osmanlı döneminde eğer bir ev hanımı, reçeli, turşuyu kendisi yapmayıp, çarşı pazardan alıp ev halkına ikram ediyorsa, o hanıma iyi gözle bakılmazdı. Mutlaka kadınların evde yapması arzu edilirdi. Maalesef şimdi ki hanımlar çalıştığı ve zamanları kalmadığı için evde turşu yapmıyorlar.

Turşuya eskisi kadar önem ve değer verilmiyor. Tabi ki en güzeli bir ev hanımının turşusunu, eriştesini, reçelini evde yapmasıdır.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir